YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1008
KARAR NO : 2011/5517
KARAR TARİHİ : 22.12.2011
Zorla kaçırıp alıkoyma suçundan …, …, …, …, …’ın; ırza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’in yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar …, …, …, … ve …in atılı suçtan, sanık …’ın ırz ve namusa tasaddide bulunma ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından mahkûmiyetlerine dair Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.10.2005 gün ve 2004/318 Esas, 2005/317 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların reşit olmayan mağdureyi rızası ile kaçırıp alıkoyma eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 109/2, 109/3, 109/5 ve 62. maddelerine, sanıklar … ve … için ayrıca aynı Kanunun 37. maddesine temas edeceği, bu hükümler uygulanarak temel cezanın en alt sınırdan tayini, artırım ve indirimin ise en lehe oranlar üzerinde yapılması halinde dahi, 765 sayılı TCK.nun açıkça sanıklar lehine olduğu nazara alınarak, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi gereğince her iki Kanunun bütün hükümleri uygulanarak ortaya çıkan sonuçların karşılaştırılması suretiyle lehe kanunun belirlenmemiş olması sonuca etkili görülmediğinden, teblignamedeki bozmaya dayanan düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanıklar …, …, … ve … hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Oluşa ve kabule uygun olarak, sanığın işlediği kabul olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nun 416/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, aynı Kanunun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın mahkûmiyetine dair 27.10.2005 tarihli hükümden itibaren zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı, inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek
suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar … ve … haklarında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Sanık … ve …….l’in savunmalarını destekler nitelikte mağdurenin boş bir evde de kaldıklarını belirtmesi ve sanık …’dan hiç bahsetmemesi dikkate alındığında, sanığın savunmasının aksine cezalandırılmasını gerektirir her türlü kuşkudan uzak yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık …’nın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Sanık … hakkında yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen, sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek, CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.