YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10226
KARAR NO : 2012/5228
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve tehdit suçlarından sanıklar … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’ın tehdit ve diğer atılı suçtan, sanık …’ın da atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine dair Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.10.2008 gün ve 2006/269 Esas, 2008/318 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Sanıklar …. ve …. hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerle ilgili temyiz incelemesinde;
28.06.2006 ve 12.04.2007 tarihlerinde içinde çocuk ruh sağlığı uzmanlarının bulunduğu Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalınca verilen mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunu belirten bu raporların da Adli Tıp Kurulu 6. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulunca incelenerek mağdurenin maruz kaldığı eylemler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği görülmekle, tebliğnamedeki Adli Tıp Genel Kurulunun çocuk psikiyatri uzmanı olmaksızın verdiği rapora dayanılarak eksik soruşturmayla karar verildiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak
Mağdure kollukta zorunlu vekili huzurunda verdiği beyanında; sanık …’ın 26.05.2006 tarihinden iki hafta önce evlerinde askercilik oynadıkları sırada ve yine diğer sanık …’ın da bulunduğu 26.05.2006 tarihinde sanığın külotunu indirip poposundan cinsel organını sokarak kendisine tecavüz ettiğini beyan etmesine karşın, 08.02.2007 tarihli duruşma beyanında bu olaylarla ilgili sanık …’ın bulundukları odanın kapısını kapatarak pijamasını ve külotunu çıkartıp yüzüstü yatırdıktan sonra sanığın üzerine çıktığını, biraz arkasının açıdığını, herhangi bir kanama olmadığını, sanıktan vücuduna bir şey aktığını, 26.05.2006 tarihinde de her iki sanığın tanık Aybetül’ü odadan çıkarttıklarını, sanıkların üzerlerindeki kıyafetlerini çıkarmadan önce sanık …’ın kendisini yüzüstü yatırıp üzerine çıkarak sürtündüğünü, daha sonra da diğer sanık …’ın ayaklarının altına pipisini sürttüğünü belirtmesi, çocuk olan mağdurenin sokma ve sürtmeyi karıştırmasının mümkün olması, yine mağdurenin duruşmadaki ifadelerinin doğru olduğunu beyan etmesi, keza sosyal inceleme raporu ve 09.06.2006 tarihinde Adli Tıp Kurumu Adana Şube Müdürlüğünden verilen raporda da mağdurenin bakire olduğu, akut veya kronik livatanın tıbbi delillerinin bulunmadığı yönündeki raporu karşısında, sanıkların eylemi TCK.nın 103/1 (a) madde kapsamında kaldığı halde, 103/2. maddesinden hüküm kurulması,
Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanık …’ın suç tarihindeki yaşı ve tehdit suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 2 yıl olduğu gözetilerek, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı ve uzlaşmanın bir kovuşturma şartı olduğu nazara alınarak, 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.