Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/10659 E. 2013/4341 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10659
KARAR NO : 2013/4341
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

Reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma ve ırza geçme suçlarından sanıklar …, … ve …’un yapılan yargılamaları sonunda; reşit olmayan kimseyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve atılı diğer suçtan mahkûmiyetlerine dair Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2008 gün ve 2004/5328 Esas, 2008/419 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar … ve … müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıklar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar itiraza tâbi olup temyizi mümkün bulunmadığından, sanıklar … ve … müdafii ile katılan vekilinin bu kararlara yönelik temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilmek üzere, incelemenin sanıklar … ve … müdafii ve katılanlar vekilinin ırza geçme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 103/3. fıkrasına 29.06.2005 tarihinde 5377 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle “birden fazla kişi tarafından birlikte” ibaresinin eklendiği gözetilmeyerek sanıklar aleyhine olan 3. fıkranın uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 11.07.2005 ve 11.06.2007 tarihli raporların düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatri uzmanı bulundurulmaması nedeniyle, Adli Tıp Kanununun 7 ve 23. maddelerine uygun teşekkül etmeyen ihtisas kurulunun düzenlediği raporlara dayanılarak sanıklar hakkında TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanunun 61. maddedeki sıralamaya göre, 43. maddenin 103/6. maddeden sonra uygulanması gerektiği, ancak sanıkların zincirleme biçimde kasten işledikleri nitelikli cinsel istismar suçları neticesinde gerçekleşen ve sorumlulukları için en az taksir derecesinde bir kusurlarının bulunması gereken TCK.nın 103. maddesinin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçimde gerçekleşen eylemlerin 103/6. maddeden öncekiler olması nedeniyle TCK.nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırımın 103/6. ile tayin edilen ceza üzerinden değil, bu maddenin tatbikinden önce bulunan ceza miktarı üzerinden yapılması ve bunun 103/6. maddeyle belirlenen cezalara eklenmesi ile sonuç cezaların tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
TCK.nın 49/1. maddesinde “süreli hapis cezası kanunda aksi belirtilmeyen halde 20 yıldan fazla olamaz” şeklinde temel cezanın üst sınırının düzenlendiği, bu maddenin sonuç cezaya ilişkin üst sınır içermediği, ancak, 29.06.2005 gün ve 5377 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK’na eklenen 61/7. maddesinde “süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza 30 yıldan fazla olamaz” şeklinde bir düzenleme yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 30.05.2006 gün 2006/147 Esas, 2006/149 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; temel cezanın üst sınırının gösterilmediği durumlarda bunu 20 yıl ile sınırlayan 49/1. maddesinin TCK.nın 103/2, 103/3, 103/4 ve 103/6. maddeleri uyarınca belirlenen cezayı da sınırlar şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve … müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.