Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/113 E. 2011/48 K. 15.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/113
KARAR NO : 2011/48
KARAR TARİHİ : 15.07.2011

Irza geçme, insan ticareti suçlarından sanıklar … ile …’nın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’nın atılı suçlardan beraatine, sanık …’ın ise ırza geçme suçu reşit olmayan mağdurenin rızasıyla cinsel münasebette bulunma suçu kabul edilerek mahkümiyetine dair Söke Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.09.2006 gün ve 2005/53 Esas, 2006/132 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık … müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında 765 sayılı TCK’nun 201/b.1-3. maddesine muhalefetten dava açıldığı halde hüküm kurulmaması, mahkemesince bu konuda zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır.
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 13.03.2006 günlü ve 2006/01852 sayılı heyet raporunda mağdure …’nün yapılan muayenesi sonucunda psikotik bozukluk teşhisi konulması ve yine katılan vekilince temyiz safhasında sunulan dilekçeye eklenip Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinde Psikiyatri uzmanı olarak görevli doktor tarafından düzenlenen 05.03.2008 günlü-1024 sayılı doktor raporunda mağdure için şizoaffektif bozukluk karma tip f 25.2 tanısının konulması karşısında mağdurenin Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilerek kendisinde maruz kaldığı fiile mukavemet edemeyecek derecede zeka geriliği veya akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, mevcutsa bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş olup olmadığı hususlarında açıklayıcı mütalaa alındıktan sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Mahkemece savunması alınan sanık …’in tanıştığı mağdure Kamile’nin 23 yaşında olduğunu söylediğini ifade etmesi ve mahkemece reşit olmadığı kabul edilen mağdurenin kayden 17.07.1987 doğumlu olup suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmasına az bir zaman kalması karşısında, suç niteliğine etkisi nazara alınarak mağdureye ait aile nüfus kayıt tablosu ve doğum tutanağının onaylı sureti getirtilip, mağdurenin resmi bir kurumda doğmadığının anlaşılması halinde, yaş tespitine esas olacak film ve kemik grafileri çektirilerek tam teşekküllü hastaneden içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor alınması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan görüş alınarak, mağdurenin gerçek yaşının bilimsel şekilde saptanmasından sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunduğu kabul edilen sanık …’in eyleminin lehe olan 765 sayılı TCK’nun 416/son. maddesine uyan suçu oluşturduğu ve bu suçun takibinin şikayete bağlı bulunmadığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 104/1. maddesinde tanımlanan bu suçun şikayete tabi olup zarar göreni gerçek kişi olduğundan 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddelerine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın da bir kovuşturma şartı olduğu, 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik CMK’nun 253.maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmiş ise de,suç tarihindeki lehe yasa ve müktesep hak hükümleri nazara alınarak uzlaştırma işlemi yapılması, sonuçsuz kalması durumunda ise hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK’nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık … müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nun 321. maddesi uyarınca tebliğname gibi BOZULMASINA, 15.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.