Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/12398 E. 2013/7755 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12398
KARAR NO : 2013/7755
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan beraatine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.06.2010 gün ve 2005/64 Esas, 2010/193 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili ve katılan … Kurumu (…) vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin zorunlu vekili Av. …’in 17.06.2006 tarihli celsede katılma talebinde bulunmasına karşın CMK.nın 238. maddesi uyarınca bu hususta bir karar verilmemiş ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin şikâyetçi olduğu, zorunlu vekilin de katılma talebinde bulunup sanığın cezalandırılmasını isteyerek ve mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini sürdürdüğü, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’in davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’in katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle sanık müdafii yanında katılan vekilinin de temyizi üzerine yapılan incelemede;
… Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyada mevcut 29.01.2001 günlü kararı ve … Müdürlüğünün 23.03.2006 tarihli cevabi yazısı münderecatına göre, mağdure hakkındaki korumanın sona ermiş olması sebebiyle, hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, katılan … vekilinin temyiz talebinin CMUK.nın 317. maddesi gereğince reddiyle, temyiz incelemesinin katılan … vekilinin talebiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Sanık hakkında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan verilen hükmün incelenmesinde;
Sanığa isnat olunan reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun 765 sayılı TCK.nın 430/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 31.01.2005’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında ırza geçme suçundan verilen hükmün incelenmesinde ise;
Aralarındaki yakın hukukî ve fiili irtibat nedeniyle biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyebileceği göz önüne alınarak davaların birleştirilip görülmesi gerektiği halde, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/1659 Esas sayılı dosyası ile birleştirmeye ilişkin sanık müdafiin talebi, kanuni olmayan gerekçeyle kabul edilmeyerek davanın ayrı görülüp sonuçlandırılması, ayrıca mağdurenin beyanında geçen …, …, … ve … haklarında soruşturmanın 2005/ 3847 sırasında kayıtlı olan daimi arama dosyası hakkında en son 12.07.2005 tarihinde bilgi alındığı, karar tarihine kadar aradan geçen uzunca bir süreye rağmen soruşturmanın akıbetinin sorulmaması ve sonuçlarına göre bu dosyaların dosya içerisine alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik soruşturma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.