Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/14493 E. 2011/2559 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14493
KARAR NO : 2011/2559
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarından sanıklar …, …, … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’in atılı bütün suçlardan, sanıklar …. ve …’nın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından sanık …’nın ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetlerine dair Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.11.2010 gün ve 2010/17 Esas, 2010/109 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar ve müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların, yanlarında atılı suçtan beraat eden … de bulunduğu halde 5 kişi olarak, saat 23.30 sıralarında, ilçe dışında bulunan Çayırlar denilen ıssız bir mevkiye götürmek üzere mağdur …’in etkin direnmesine rağmen onu sürükleyip itekleyerek, araç içinden çekerek ve bıçakla yaralayarak,…’yı ise boğazına bıçak dayayıp tehdit etmek suretiyle araçlarına aldıkları mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu, kasta dayalı ağır kusur altında TCK.nun 109/3. maddesinin iki ayrı bendini (a ve b) ihlâl ederek gece vakti işlediklerinin anlaşılması karşısında, cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde ve tek bir hükümle açık, anlaşılır ve infazda tereddüt oluşturmayacak tarzda ”sanıkların mağdur sayısınca ayrı ayrı” cezalandırılmalarına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden bu nedenlerle bozma isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Mağdurların aşamalardaki anlatımları, sanıkların savunmaları, doktor raporları ve dosya içeriğine göre; sanıkların, olay yerinde her iki mağduru, vücutlarında yaygın yaralanmalar oluşturacak şekilde, yaklaşık 20 dakika darp ettikleri, sonrasında çevreden görülmeleri üzerine Çayırlar mevkiine götürmeyi kararlaştırıp anlatıldığı şekilde onları hürriyetlerinden yoksun kıldıkları, bu itibarla yaralama suçunu mağdurları hürriyetlerinden yoksun kılma amacıyla veya bu suç sırasında gerçekleştirmeyip, öncesinde ve bu suçtan bağımsız olarak işledikleri açıkça anlaşıldığı halde, sanıklar …, … ve …’nın mağdur …’e
Yönelik yaralama eylemlerinden de ayrıca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yaralamanın anılan suçun unsuru olduğunun kabul edilmesi ve mağdur …’ın burun kemiğinde oluşan kırığın, sanık …’in yumrukla vurmasıyla oluştuğu göz önüne alınmadan … hakkında mağdur …’ya yönelik yaralama suçundan hüküm kurulurken yerinde olmayan gerekçeyle suçu olası kasıtla işlediğinin benimsenmesi suretiyle sanıklara noksan ceza tayini, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar …, … ve … haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, sanık … hakkında mala zarar verme, mağdur …’e yönelik tehdit, mağdur …’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunmalar duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde ise;
Sanığın, adli sicil kaydına esas, Alaca Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2005 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet hükmünün, 15 yaşından büyük reşit olmayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma eylemlerine ilişkin olduğunun ve bu eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında tekerrür uygulanmasına esas alınması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı yasanın 322. maddesi uyarınca, sanık hakkındaki hükümlerden ‘mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına’ ilişkin bölümler çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanıklar … ve … haklarında mağdur …’ya yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanıkların mağdur …’yı yaralama hususunda aralarında önceden anlaşma olmaksızın, sanık …’in …’e tüfek doğrultarak öldüreceğini söylemesinden sonra onu engellemek isteyen mağdur …’ya dönerek aniden yüzüne yumrukla vurması sonucu burnunun kırıldığı, bu itibarla sanıklar … ve …’ın bu suçun nitelikli haline iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığının anlaşılmasına göre sanıkların eylemleriyle oluşan yaraların nitelikleri belirlenip sonucuna göre şikâyetinden vazgeçen mağdur …’ya yönelik yaralama suçundan sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.