YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14904
KARAR NO : 2013/2337
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar …, …, … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’nın atılı suçtan, diğer sanıklar …, … ve …’ın eylemlerinin suçu bildirmeme suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkûmiyetlerine dair Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.06.2008 gün ve 2008/82 Esas, 2008/290 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar …, … ve … ile sanık … müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine göre, mağdurun kovuşturmadaki anlatımında hakkındaki hüküm temyize gelmeyen sanık …’un evine gittiklerini belirtmesi, sanık …’nın da bu sanığın evine gittiklerinden bahsetmemesi ve sanığın da aşamalarda suçla ilgisinin olmadığını savunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların suçuna iştirak ettiğine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Sanıklar …, … ve … yönünden kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurun aşamalardaki anlatımları, sanık savunması, tanık beyanları, doktor raporları ve tüm dosya içeriğine, nüfus kaydına göre suç tarihinde 11 yaşında olan mağduru okul çıkışı alıp götüren üvey babası sanık …’nın, 10 gün süreyle beraberinde tuttuğu mağdura karşı cebir, tehdit veya hile uyguladığına dair şüpheden uzak, yeterli delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında temel cezanın TCK.nın 109/1. maddesi ile belirlenmesi yerine, aynı maddenin 2. fıkrası ile uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Sanık …’in, kardeşi sanık … ve mağduru, minibüsü ile sanık …’nın evinden alarak 500 evler tarafında bir dere kenarına götürerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna doğrudan fail olarak, sanık …’in de bu sırada araçta bulunarak aynı suça yardım eden olarak iştirak ettiklerinin anlaşılması karşısında, sanık …’in TCK.nın 37. maddesi, sanık …’in ise 39. maddesi delaletiyle 109/1 ve 3/b-f maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar vermek gerekirken, suçu bildirmeme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar … ve …’e yüklenen suçu bildirmeme suçunun TCK.nın 278/1. maddesinde düzenlendiği, ancak anılan maddenin Anayasa Mahkemesinin 30.06.2011 tarih ve 2010/52 Esas, 2011/113 sayılı Kararı ile iptaline karar verildiği ve yasal düzenlemede bir boşluk doğmaması bakımından iptal hükmünün kararın yayımından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu kararın 15.10.2011 tarih ve 28085 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasına karşın, yürürlüğe girdiği 15.04.2012 tarihine kadar yeni bir yasal düzenleme gerçekleştirilmemesi karşısında, sanıklara yüklenen eylemin suç olmaktan çıktığı anlaşıldığından, sanıkların hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … ve … ile sanık … müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin kazanılmış haklar saklı kalmak kaydı ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.