YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15871
KARAR NO : 2013/1977
KARAR TARİHİ : 27.02.2013
Hürriyeti tahdit suçundan sanık …’un bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.12.2010 gün ve 2010/417 Esas, 2010/547 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen hürriyeti tahdit suçunun 765 sayılı TCK.nın 181/1. maddesinde düzenlenip öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tâbi bulunduğu ve sanığın … 2. Ağır Ceza Mahkemesince 16.02.2006 tarihinde istinabe yoluyla ifadesinin alınması sonrası mahkemece atılı suçtan beraatine dair verilen 19.06.2006 gün ve 2005/490 Esas, 2006/354 Karar sayılı ilk hükmün katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02.06.2010 günlü, 2008/6771 Esas, 2010/7810 Karar sayılı ilamıyla sanığın müsnet suçtan mahkûmiyetine hükmedilmesi gerekirken beraatine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle aleyhe bozulduğu ve bozma sonrası mahkemece yapılan yargılamada suç tarihinden itibaren 7 yıl 6 aylık uzamış dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, ancak sanığın ilçe emniyet müdürü olmasından dolayı CMUK.nın 154/4. maddesi atfıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 82/1. maddesine tâbi olup, hakkında soruşturma yapılabilmesi için izin alınması gerektiği, 765 sayılı TCK.nın 107. maddesine göre soruşturma izni için beklenen sürenin zamanaşımı hesabında dikkate alınmayacağı ve bu durumda karar tarihi itibarıyla 7 yıl 6 aylık uzamış dava zamanaşımı süresi dolmadığı halde, izin bekleme süresi göz önüne alınmaksızın zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak hakkında ilk hükümle beraat kararı verilip sonraki
süreçte başkaca zamanaşımını kesen işlemgerçekleşmeyen sanığın istinabe yoluyla ifadesinin alındığı 16.02.2006 tarihinden inceleme gününe dek 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 27.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.