Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/15945 E. 2013/13554 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15945
KARAR NO : 2013/13554
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve eziyet suçlarından sanıklar …, … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından mahkûmiyetlerine ve eziyet suçundan beraatlerine dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 07.02.2011 gün ve 2010/574 Esas, 2011/66 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii ve mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
CMK.nın 237/1. maddesine göre, mağdurenin ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabileceği, buna göre mağdurenin soruşturma aşamasındaki ilk beyanında şikayetçi olmadığını belirtmesine rağmen kovuşturma aşamasında sanıklardan şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu, mahkemece katılma talebi reddedilmişse de CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdurenin davaya katılmasına, vekili Av. …’ün katılan mağdure Güzide vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında eziyet suçundan verilen beraat hükmünün incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde ise;
Olay öncesinde arkadaş olan mağdure ve sanıkların, sanık …’nın evinde buluştukları, burada mağdurenin bir odaya geçip oturmasından sonra sanıkların, mağdureye vurmaya başladıkları, burnundan kan gelecek şekilde yaraladıkları, hakaret ederek erkek arkadaşları ile olan ilişkilerini söyletmeye çalıştıkları, bir yandan da kamera ile mağdurenin görüntülerini çektikleri, bir ara mağdurenin üstündeki kıyafetleri çıkartarak vücudunun üst tarafını çıplak hale getirerek şikâyetçi olması halinde görüntüleri annesine ve babasına göstereceklerini belirttikleri, sanık …’nın annesinin saat 16.00’da eve gelecek olması nedeniyle annesinin gelmesine yakın saattte mağdureyi evden kovdukları şeklinde gerçekleşen olayda sanıkların, mağdureyi yaralamalarından sonraki süreçte tutmayarak hürriyetinden yoksun kılmadıklarının anlaşılması karşısında eylemlerinin kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, mahkeme kabulüne göre kasten yaralama suçunda kullanılan boks eldiveninin TCK.nın 6/1-f, ve TCK.nın 86/3-e, maddelerinde belirtildiği şekilde silah niteliğinde sayılıp sayılmayacağının tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Sanıklar hakkında şantaj suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen katılan mağdure vekilinin temyiz itirazlarının ve sanıklar müdafiin sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece, sanıkların dosyaya yansıyan geçmiş hali, suç işleme konusundaki eğilimi, işlediği suç nedeniyle pişmanlık gösterdiğine dair bir durumun belirlenmemesi, kişilik hali değerlendirildiğinde, cezanın ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği yolunda olumlu bir kanaat hasıl olmaması, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdikleri davranışla pişman olmadıkları, tekrar suç işlemeyecekleri konusunda olumlu bir kanaat bırakmamaları ve mağdurun zararını kanunun anladığı anlamda tamamen gidermedikleri şeklindeki gerekçesiyle atılı suç nedeniyle verilen cezalara ilişkin olarak sanıklar Sıla ve Zeynep hakkında TCK.nın 51 ve CMK.nın 231. maddelerinin ve sanık … hakkında CMK.nın 231. maddesinin uygulanmaması yönünden olumsuz bir kanaat belirtilmişse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda mağdurenin dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmaması, suç tarihinde öğrenci olan ve geçmişleri, sosyal ilişkileri ve cezaların olası etkileri dikkate alınarak haklarında TCK.nın 62. maddesi uygulanan sanıkların daha önceden suçluluk eğilimlerini gösterir sabıka kayıtlarının olmaması ve dosyaya yansıyan olumsuz tutum ve davranışlarının bulunmaması karşısında ulaşılan kanaat ve değerlendirmenin dosyaya uygun olmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek hükümlerin bu nedenden dolayı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi