Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/16491 E. 2011/1023 K. 19.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16491
KARAR NO : 2011/1023
KARAR TARİHİ : 19.10.2011

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 26.02.2009 gün ve 2008/994 Esas, 2009/177 Karar sayılı hükme yönelik sanığın temyiz talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemece verilen 09.04.2009 günlü Ek Kararın Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 gün ve 2006/213-229 sayılı kararında ayrıntısı açıklandığı üzere CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 26.02.2009 günlü kararda ise başvuru süresinin başlangıcı gösterilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı, bu itibarla sanığın 23.03.2009 günlü temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile usul ve kanuna uygun düşmeyen temyiz talebinin reddine dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2009 gün ve 2008/994-2009/177 sayılı Ek Kararın kaldırılarak işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Şikâyetçinin suça konu çeklerin arka yüzlerindeki cirosunun ibraz kaşesinden sonra olduğunun görülmesi ve muhatap banka tarafından anılan çeklere ilişkin olarak düzenlenen ihtarnamelerin dosya içinde yer almaması nedeni ile ibraz eden hamil konumunda olup olmadığının da anlaşılamaması karşısında; çeklerin, ibraz sırasında muhatap banka tarafından alınan fotokopilerinin onaylı örnekleri ile gerektiğinde asıllarının getirtilip incelenmek, çekleri ibraz edenin kim olduğu da araştırılmak suretiyle, şikâyetçinin şikâyet hakkına sahip olup olmadığının belirlenerek, cironun ibrazdan sonra yapılması durumunda alacağın temliki niteliğini taşıyacağı hususu da dikkate alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, 20.12.2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2 ve 7. maddeleri gözetilerek, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.