YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17229
KARAR NO : 2011/432
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanıklar … ve …’nun yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.06.2005 gün ve 2005/78 Esas, 2005/662 Karar sayılı hüküm ile 07.05.2010 tarihli Ek Kararın süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıkların gıyabında verilen 30.06.2005 tarihli mahkûmiyet hükümlerinin sanıklara 20.07.2005 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilerek temyiz olunmadığından bahisle 28.07.2005 tarihi itibariyle kesinleştirildiği ve sonrasında sanıklar müdafiince yapılan 29.07.2005 günlü temyiz başvurusunun yerel mahkemece verilen 12.09.2005 günlü ek kararla reddolunduğu, 07.05.2010 tarihinde mahkemece yapılan uyarlama kararının sanıklar müdafiince 12.05.2010 tarihinde temyiz edildiği, hükümlerde başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile şeklinin açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu ve bunlardan birinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması yada yanlış gösterilmesinin Anayasanın 40/2 ve CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine aykırılık teşkil edeceği, 30.06.2005 günlü kararda ise, bu hususlar eksik gösterildiği için, aynı Kanunun 40 ve devamı maddelerine göre süresinin geçirilmesinde sanıkların bir kusurunun bulunmadığı ve eski hale getirme nedeninin oluştuğu, buna göre ilk hükmün kesinleştirilmesi işleminin ve 07.05.2010 tarihli uyarlama kararının hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu nazara alınıp, sanık müdafiin 30.06.2005 tarihli ilk hükme yönelik temyiz isteminin süresi içinde yapıldığı kabul edilerek, usul ve yasaya uygun düşmeyen temyiz talebinin reddine dair 12.09.2005 gün ve 2005/78 Esas ve 2005/662 sayılı Kararın kaldırılıp, 30.06.2005 tarihli mahkûmiyet hükümleri yönünden işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklara isnat olunan suçun kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 30.06.2005 tarihiyle inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği ve zamanaşımını kesen başkaca bir işlem bulunmadığı anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı yasanın 322. ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.