YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17907
KARAR NO : 2011/1060
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’ın; ırza geçme suçundan sanıklar … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların ırza geçme suçundan mahkûmiyetlerine, sanık … hakkında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair, Kars Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.2008 gün ve 2001/211 Esas, 2008/310 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık …, sanık … ile müdafii ve sanık … mirascısı (eşi) tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık …’ye mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiin yüzüne karşı verilmiş olan hükmün, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanık açısından hukuksal sonuç ifade etmediği gibi, temyiz süresini de başlatmayacağı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 gün ve 2006/213-229 sayılı kararında ayrıntısı açıklandığı üzere CMK.nun 34/2, 231/2. ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 30.12.2008 günlü kararda ise başvuru süresinin başlangıcı gösterilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı, bu itibarla sanığın öğrenme üzerine verdiği 09.03.2010 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulüne, reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan verilen düşme kararını temyizde hukuki yararı bulunmayan sanık … müdafiin bu hükme yönelik temyiz isteminin ise CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, temyiz incelemesinin sanıklar hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükümden sonra dosyaya eklenen nüfus kaydına göre, sanık …’ın 02.06.2003 tarihinde öldüğü anlaşılmakla söz konusu sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, … mirascısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususta yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan dosyaya eklenen nüfus kaydına göre sanık …’ın 02.06.2003 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, söz konusu sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64 ve CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
Sanıklar … ve Lelizar hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Mağdure Filiz’in Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 13.02.2002 tarihli muayenesinde fizyonomik olarak 30 yaşında, aynı Kurulun 31.05.2006 tarihli muayenesinde fizyonomik olarak 35 yaşında, Haydarpaşa Numune Hastanesinin 24.03.2006 tarihli Sağlık Kurulu raporunda 35-36 yaşlarında, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 20.08.2008 tarihli raporunda da film çekilme tarihi olan 30.05.2008’de 25 yaşın üzerinde olduğu, kati yaşının kemik grafileri ile kesin olarak belirlenemeyeceğinin belirtildiği, keza mağdure tarafından ibraz edilen ilkokul diplomasına göre Çanaksu Köyü Vali İlkögretim Okulundan 28.04.1981 tarihinde mezun olduğu, mağdurenin yaşı tam olarak anlaşılamamakla birlikte, suç tarihleri olan 1990-1994 yıllarında mağdurenin 18 yaşından büyük olduğu, … ile gerçekleşen cinsel ilişki eyleminin suç teşkil etmediği anlaşıldığından, sanıkların beraati yerine eksik ve yerinde olmayan gerekçelerle mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … ve sanık … ile müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 .maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın mahiyetine göre tutuklu sanık … ’ın bihakkın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal salıverilmesi hususunun mahalline bildirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.