Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/196 E. 2011/508 K. 06.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/196
KARAR NO : 2011/508
KARAR TARİHİ : 06.10.2011

Irza geçme suçundan sanık …’un; ırza geçme ve zorla kaçırıp alıkoymak suçlarından sanık …’nin; kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’in ırza geçme eylemi reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçu kabul edilerek mahkûmiyetine, sanıkların diğer atılı suçlardan beraetlerine dair Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.11.2007 gün ve 2005/289 Esas, 2007/388 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık … hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Sanık …’a isnat olunan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle, lehe olan 5237 sayılı TCK.nun 66/1-d maddesine göre göre 15 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, mağdurenin ifadelerinden eylemin 1999 yılında gerçekleştiği, ancak gün olarak tam tespit edilemediği, sanık …’ın 29.10.1984 doğumlu olduğu, bu itibarla sanığın lehine olarak suç tarihinde 15 yaşını tamamlamadığının kabulü gerektiği, TCK.nun 66/2. maddesine göre zamanaşımı sürecinin 12-15 yaş aralığındaki sanıklar için yarı oranında indirilerek hesaplanması gerektiği, 5237 sayılı TCK.nun 66/1-d, 66/2 ve 67/4 maddelerine göre suçun 11 yıl 3 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 1999 yılı ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği; sanık …’a isnat olunan suçun ise, kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddede belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımı süresine tâbi olduğu, sanığın sorgusunun yapıldığı 07.07.2005 tarihinden incelemenin

yapıldığı güne kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin bulunmadığı, belirtilen sürenin dolduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar Hasan ve Orhan hakkında açılan kamu davalarının DÜŞMESİNE,
Sanık … hakkında reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluş ve kabule göre sanığın eylemine uyan reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçunun şikayete tâbi olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte, atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşıldığından, öncelikle CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulması lüzumu,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık hakkında kurulan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.