Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/19740 E. 2013/13548 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19740
KARAR NO : 2013/13548
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 21. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 07.07.2009 gün ve 2009/161 Esas, 2009/401 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve mağdur vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan eden mağdur …’in zorunlu vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, katılmak isteyip istemediği sorulmayan mağdurun babası müşteki İdris’in sanıktan şikâyetçi olduğu gibi küçük mağdura yaşı nedeniyle atanan zorunlu vekilin de yargılamada sanık hakkındaki şikâyetini beyan edip, mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur …’in davaya katılmasına, zorunlu vekili Av….’nın da katılan mağdur vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1, 230 ve 1412 sayılı CMUK.nın 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği ve hükmün CMK.nın 230. maddesine uygun şekilde gerekçe içermemesinin 1412 sayılı CMUK.nın 308/7. maddesinde kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlendiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2013 tariinde oybirliğiyle karar verildi.