Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/20248 E. 2012/247 K. 13.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20248
KARAR NO : 2012/247
KARAR TARİHİ : 13.01.2012

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.2010 gün ve 2010/100 Esas, 2010/468 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen 09.07.2010 tarihli kararın sanık tarafından 14.06.2011 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmış ise de; hükmün sanığa tebliği için çıkartılan belgede, adresinin sürekli kapalı olması ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle Tebligat Kanununun 21. maddesine göre işlem yapıldığının belirtildiği, ancak sanığın adresinden geçici olarak mı yoksa sürekli olarak mı ayrılmış olduğu ve bunun ne şekilde tespit edildiği hususunun belirtilmemesi, ayrıca keyfiyetin haber verildiği komşusunun imzasının alınmamış ve imzadan imtina etmiş olması halinde ise bu hususun tebligat evrakına yazılmamış olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddelerinde belirtilen şekil şartlarına uygun yapılmadığından, tebligat işleminin geçersiz olduğu, bu durumda aynı Kanunun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiği ve sanığın temyizinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek gereği düşünüldü:
Mahkemece oluşa uygun olarak, sanığın mağdureyi zorla bir taksiye bindirerek Siteler semtine götürdüğü, orada bu taksiden indirip başka bir taksiye bindirdiği ve bir süre gittikten sonra aracı bir sokak arasında durdurarak mağdureye evlenmek istediğini söylediği, mağdurenin olumsuz cevap vermesi üzerine onu tokatlayıp, bıçak göstererek öldürmekle tehdit ettiği, bunun üzerine taksi şöförünün sanığa müdahale ettiği sırada, mağdurenin kaçıp kurtulduğunun kabul edilmesi karşısında, sanığın eyleminin tamamlanmış olduğu gözetilmeyerek, teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesi gereğince hükmedilen hak yoksunluğu ile ilgili bölümün çıkarılarak, bunun yerine “hükümlünün 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.