YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20770
KARAR NO : 2012/4400
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
Reşit olmayan mağdurenin rızasıyla ırzına geçip kızlığını bozmak ve alıkoymak suçlarından sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 416/son, 80, 418/2, 430/2 ve 71. maddeleri gereğince 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.1992 tarih ve 1991/19 Esas, 1992/22 sayılı Kararının infazını müteakip, hükümlünün sabıka kaydının silinmesi talebi üzerine, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun Geçici 2/2. maddesi ile mülga 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8/c maddesi gereğince, ilamın adli sicil arşiv kaydından silinmesine ilişkin, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2011 mahkemenin 15.12.2010 tarihli ve 2011/126 Değişik İş sayılı kararına karşı;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar hüküm verilirken sanığa ait 16 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet kaydının adli sicil kaydından çıkarılmasından bahsedilmiş ise de, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun arşiv kaydının silinmesine ilişkin geçici 2/2. maddesine göre işlem yapıldığı, kastın arşiv kaydının silinmesi olduğunun anlaşılmasıyla yapılan incelemede,
5352 sayılı Adli Sicil Kanununun Geçici 2. maddesi birinci fıkrasında “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre silinme yönünden koşulları oluşanlar silinir; diğer durumlar için bu kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasa’nın 76. maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindeki ve ikinci fıkrasında “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanunun 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vakî olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasa’nın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa verilen cezanın 16 ay hapis cezası olduğu anlaşıldığından, 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 20.09.2011 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-08-6816-2011/11534/47414 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, her ne kadar hüküm verilirken sanığa ait 16 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet kaydının adli sicil kaydından çıkarılmasından bahsedilmiş ise de, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun arşiv kaydının silinmesine ilişkin Geçici 2/2. maddesine göre işlem yapıldığı, maksadın arşiv kaydının silinmesi olduğunun anlaşılmasıyla yapılan incelemede;
11.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 12. maddesinde değişiklik yapılarak, adli sicil arşiv kayıtlarının silinme koşulları yeniden düzenlenmiş olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren mevzuata göre mahkemesince istem üzerine tekrar değerlendirme yapılabilecektir.
Ancak hüküm tarihindeki düzenlemeye göre, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2011 tarihli ve 2011/126 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.