YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21348
KARAR NO : 2013/12002
KARAR TARİHİ : 22.11.2013
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Kilis Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2009 gün ve 2009/138 Esas, 2009/281 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan … ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin annesinin Türkmenistan vatandaşı iken, sanıkla tanışıp, Türkiye’ye geldiği ve mağdureyi de beraberinde getirdiği, mağdurenin sanığın kızı olarak nüfusa kaydedildiği, birlikte yaşadıkları, Anadolu Lisesi öğrencisi olan mağdurenin intihara teşebbüs ettiği 25.3.2009 günü verdiği ilk ifade de, düşük not almasını gerekçe gösterdiği, 26.03.2009 tarihli ikinci ifade de ise, 2001 yılından beri sanığın geceleri yanına gelerek vücudunun çeşitli yerlerini öptüğü, cinsel organını arkasına dayayarak anal yoldan ilişkiye girmeye çalıştığını ve sarıldığını belirttiği, 05.11.2009 tarihli ilk duruşma beyanında ise, sanık hakkındaki iddialarını tekrar ederek üvey babası olan sanığın hapse girmesi halinde kendisinin, annesinin ve kardeşlerinin mağdur olacaklarını bu nedenle şikayetçi olmadığını belirttiği, mağdurenin yargılama aşamasında ileri bir tarihe bırakılmasına rağmen kendiliğinden mahkemeye giderek verdiği 02.12.2009 tarihli duruşma beyanlarında ise; sanık hakkındaki iddialarının doğru olmadığı, kimlik bilgilerini bilmediği … isimli biriyle fiili livata suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerini, sanığın hapse girerek kendisine kızmasın diye daha önce doğruyu söylemediğini ifade ettiği, tanıklar Güldeniz, Salihiddin ve Besime’nin beyanlarının mağdurenin önceki beyanlarını destekler mahiyette olduğunun anlaşılması karşısında sanığın üvey kızı olan mağdureye yönelik olarak cinsel istismar suçunu işlediğinin sabit olduğu ancak en son olay tarihi olan 2009 yılı şubat ayından yaklaşık bir ay sonra fiili livataya ilişkin alınan genel cerrahi uzmanı tarafından verilen Kilis Devlet Hastanesinin 26.03.2009 tarihli raporunda, akut darp ve girişimine rastlanmadığının, ancak mağdurenin ara ara gaz inkankinansı tariflediğinin, bu şikayetin tekrarlayan travmatik anal girişimler sonrasında olabilecek bir bulgu olduğunun ve adli tıp uzmanı imzalı Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 27.03.2009 tarihli raporunda ise saat kadranına göre 12 rakamı hizasında anal fissür, yüzeysel hiperemi olduğunun, anal tonusta kısmi zayıflamanın bulunduğunun ve fiili livataya mağruz kaldığının ifade edilmesine göre 27.03.2009 tarihli bulgularla ilgili olarak bu raporu düzenleyen doktorun tanık olarak beyanlarına başvurulmasından sonra dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek olaydan yaklaşık bir ay sonra fiili livata bulgularının kaybolup kaybolmayacağının, anılan rapordaki bulguların fiili livata sonucu veya başka bir nedene dayalı olarak meydana gelip gelmeyeceğinin, mağdurenin fiili livataya mağruz kalıp kalmadığının tespiti sonrasında tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın çocuğun basit cinsel istismarı veya çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyeti yerine yetersiz gerekçeyle beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan SHÇEK vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.