Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/2225 E. 2012/2430 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2225
KARAR NO : 2012/2430
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

15 yaşından küçük mağdurun zorla ırzına geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2007 gün ve 2006/147 Esas, 2007/204 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA,
15 yaşından küçük mağdurun zorla ırzına geçme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Sanığın, mağdura şeker vereceğini söyleyerek götürmek istediği, mağdurun gitmek istemediğini belirtmesine rağmen kolundan tutarak zorla evlerinin yanındaki eski eşyaların depolandığı barakaya götürdüğü, burada zorla pantolonunu ve iç çamaşırını çıkararak cinsel istismarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, hakkında TCK.nın 103/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.05.2010 gün ve 2010/4-110 sayılı Kararına ve Adli Tıp Kurumu Kanununun 7 ve 23. maddelerine göre, suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığına dair raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatristi bulundurulmaması nedeniyle tam bir kanaat verici nitelikte görülmediğinden, öncelikle dava dosyası talep edilmesi halinde mağdure de yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, içerisinde çocuk psikiyatristinin de bulunacağı ihtisas kurulundan mümkünse dosyadaki bilgi ve belgelere göre mağdurenin ruh sağlığının bolulup bozulmadığı hususunda usulüne uygun rapor
alındıktan sonra, sanık hakkında TCK.nın 103. maddesinin 6. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, söz konusu rapora dayanılarak mağdurun ruh sağlığının bozulmadığının kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.