YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22542
KARAR NO : 2013/8224
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
Müstehcenlik suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.09.2009 gün ve 2009/185 Esas, 2009/902 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 172. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vereceği gibi, şüphelinin ölümü, af, zamanaşımı, şikâyet süresinin dolmuş olması, önödeme yerine getirilmiş veya uzlaşma sağlanmış bulunması gibi hâllerde de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebileceği, 172. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Cumhuriyet Savcısı tarafından yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi, diğer bir ifadeyle yeterli delil bulunamaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair verilmiş ve bu karara karşı ilgili kişiler tarafından, süresinde yetkili merciye itiraz edilmemiş ise, ancak yeni bir delilin ortaya çıkması durumunda soruşturma dosyasının yeniden ele alınarak aynı fiilden dolayı kamu davası açılabileceği, aynı Kanunun 173/6. maddesi uyarınca da, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilmiş ve bu itiraz da reddedilmiş ise; bu durumda yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi için yeni delilin bulunması yanında ayrıca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vâki itiraz üzerine dilekçeyi inceleyip itirazın reddine karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar vermesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabileceği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanunla getirilen bu düzenlemeyle, bir şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda yeterli delil bulunamaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek, bu kararın kanunda belirtilen kişilere tebliğ edilmesi ve bu kişilerin yetkili merciye süresinde itiraz etmemeleri halinde, şüpheli hakkında yeni bir delil ortaya çıkmadığı sürece, aynı fiilden dolayı kamu davası açılmak üzere iddianame düzenlenemeyeceği benimsenmek suretiyle, yapılan soruşturma sonucunda hakkında yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ve bu karar da kendisine tebliğ edilen şüpheliye Cumhuriyet Savcısının yapmış olduğu bu işleme karşı hukuki bir güven duyması sağlanmak istenmiştir.
Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan değerlendirmeye göre “olayın nitelik ve delil durumu itibarıyla olayda herhangi bir suç unsuru bulunmadığından, olay hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” dair karar verildiği, ancak daha sonra yapılan hukuki değerlendirmede ise eylemin suç oluşturduğu kanaatine ulaşılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak, sanık hakkında iddianame düzenlendiği ve yapılan yargılama sonucu da mahkemece mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşıldığına göre; Cumhuriyet Savcısı tarafından yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesinden değil de, yapılan hukuki değerlendirme sonucu zuhulen eylemin suç oluşturmadığına ilişkin olarak verilmiş olması karşısında, zuhulen verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yeniden ele alınması için ayrıca yeni bir delilin bulunmasına gerek olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine göre, başka bir suç kapsamında sanığın ikâmetinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayarı, ikinci el aldığını, önceden kalmış görüntüler olabileceğini, silinmiş görüntüler olduğunu beyan etmesi karşısında, uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak savunmada belirtildiği şekilde görüntülerin silinmiş geriye getirilen görüntüler olup olmadığı, bu görüntülerin yüklenme ve silinme tarihleri ve savunmada geçen hususlar da rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanıkla ilgili olarak TCK.nın 53/1. maddesi gereğince uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan velâyet …, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.