Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/2257 E. 2012/2467 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2257
KARAR NO : 2012/2467
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

Irza geçme suçundan sanık … Sayın’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.05.2006 gün ve 2004/154 Esas, 2006/218 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sağır ve dilsiz olduğu anlaşılan mağdure … hakkında … Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalında, 13.08.2004 tarihinde tek hekimce “ırza geçme ve kızlık bozma fiillerinin ahlaki ve sosyal boyutlarını anlayabilme, fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayabilme ve mukavemet göstermesi gerektiğini düşünebilme yetileri zayıftır” şeklinde rapor düzenlendiği, 22.10.2004 tarihinde … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tek adli tıp uzmanı tarafından verilen raporda “olayın ahlâki redaetini idrak edip olaya ruhsal yönden mukavemete muktedir olacak derecede duygusal olgunluğa erişmiş” olduğunun belirtildiği, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 28.12.2004 tarihli raporunda mağdurenin 2003 yılı ve sonrasında “eylemin ahlâki redeatini idrak edip olaya ruhsal yönden mukavemete muktedir olacak derecede ruhsal olgunluğa erişmiş olduğunun” bildirildiği, 27.04.2005 tarihinde Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun “hafif decede zeka geriliğine musab olan mağdurenin sağır ve dilsiz oluşu nedeniyle bulunduğu olayın ahlâki redaetini idrak etmesine ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede olduğu, 2003 yılı ve sonrası tarihinde olayın ahlâki redaetini idrak edemeyeceği ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, kendisinde mevcut olan zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği vermiş olduğu ve vereceği ifadelere diğer delillerle desteklendiği takdirde ve ana hatları ile itibar edilebileceği” raporu karşısında raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Kanununun 15. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan, mağdurenin suç tarihinde akıl hastalığı veya zayıflığının bulunup bulunmadığı, olayın ahlâki redaetini idrak edip edemeyeceği, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olmadığı, (5237 sayılı TCK.nın
102/3-a maddesi kapsamında beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı), hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı ve ifadelerine itibar edilip edilemeyeceği hususlarında rapor alınıp, mağdure ile aynı köylü olan ve uzaktan akraba olduğu belirtilen sanığın hukuki durumunun bundan sonra tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.