YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22623
KARAR NO : 2013/11720
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 05.01.2010 gün ve 2009/774 Esas, 2010/3 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kişiyi hürriyetinden kılma suçunu cinsel amaçla işleyen sanık hakkında koşulları oluştuğu halde, TCK.nın 109/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
TCK.nın 53. maddesinin 3. fıkrasına göre, mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanun maddesinin 1. fıkrası (c) bendindeki haklarından yalnız kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden hak yoksunluğunun uygulanamayacağı, diğer kişiler üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm hükümden çıkarılarak yerine “Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesinin (a), (b), (d) bentlerinde belirtilen hakları ile (c) bendindeki haklarından kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, (c) bendindeki haklarından yalnız kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile (e) bendindeki hakları yönünden hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına ” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Karşı Oy
5237 sayılı yeni TCK 109. maddesinde hürriyetten yoksun kılma suçları düzenlemekte, maddenin 5. fıkrasında ise, bu suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde cezada artırım nedeni olacağı ve cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmektedir. 765 sayılı önceki ceza yasasında bu suçun karşılığı olan 429 ve 430. maddelerin de artırım nedeni ‘suçun şehvet hissi veya evlenme maksadıyla işlenmesi’ olarak düzenlenmişti. Yeni ceza kanununda madde düzenlenirken önceki yasadaki evlenme ibaresine yer verilmeyerek sadece şehvet hissinin karşılığı olan cinsel amaç ibaresine yer verilmiştir. Cinsel amaçta, kaba cinsel duyguların tatmini vardır. Ancak evlenme isteği içinde anlık cinsel faydalanma bulunmamaktadır. Mağdure ile ileriye yönelik aile birlikteliği hedeflenmektedir. Yasa koyucunun, yeni ceza yasası düzenlenirken önceki yasanın seçimlik hareketlerinden olan evlenme amacını yeni yasaya almayıp, sadece diğer seçimlik hareket olan şehevi amacı madde metnine alması bilinçli bir tercihtir. Yasa koyucunun bu bilinçli tercihi karşısında, evlenme amacıyla kaçırma ve cinsel bir saldırı veya istismar gerçekleştirilmeyen eylemler için artırım maddesinin uygulanacağını ileri sürmek, isabetli olmayan dayanaksız bir görüş olur.
Öte yandan, yasadaki amaç mutlak bir amaçtır, bu da sadece kaba cinsel duyguların tatmin etmek için cinsel saldırı yapmak amacıdır. Bu amaçla hürriyetten yoksun kılma suçunun işlenmesidir. Artırım maddesinin uygulanabilmesi için bu amacın tartışmasız ve yalın olması gerekir. Evlilik amacıyla hürriyetten yoksun kılmada evliliğin içinde bulunan bir çok husustan sadece cinsellik hususu seçilerek suçun bu amaçla işlendiğini kabul etmek sadece bir yorumdur. Bu da yorumla yasanın uygulanmasını genişletmek olur. Oysa maddi ceza hukukunda yorum yasağı vardır. Cezada kanunilik ilkesi gereğince yasa metninde yer almayan evlenme amacı yasa metnindeki cinsel amaç olarak kabul edilip, yorumlanamaz. Keza, sanık evlenmek amacıyla suç işler ancak mağdurenin rızasını elde edinceye kadar cinsel bir saldırı yapmayabilir veya hürriyetten yoksun kılma eyleminden vazgeçerek cinsel bir saldırı da gerçekleştirmeden mağdureyi serbest bırakabilir. Bu nedenle bilhassa evlenmek amacıyla bu suçun işlendiği ancak tecavüzün gerçekleşmediği olaylarda cinsel amaçtan dolayı cezayı artırmak yasal değildir.
Bu tartışmalar ışığında somut olayımıza baktığımızda sanık, evlenmek amacıyla mağdureyi kaçırmış, ancak mağdureye yönelik herhangi bir cinsel hareket de bulunmadan mağdureyi serbest bırakmıştır. Yasanın cezayı artırmak istediği durum kaba cinsel arzuların tatmini için cinsel saldırı yapmak amacıyla mağdurlara karşı hürriyetten yoksun kılma suçunun işlenmesidir. Evlenmek amacıyla suçun işlendiği ve cinsel saldırının da gerçekleşmediği bir durumda cezanın artırılması, yasanın lafzına, suçta ve cezada kanunilik ilkesine uymayacağı gibi maddi ceza hukukundaki yorum yasağını da ihlal etmek olacaktır.
Açıklanan nedenlerle eleştiriye ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.