Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/2300 E. 2012/2849 K. 09.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2300
KARAR NO : 2012/2849
KARAR TARİHİ : 09.03.2012

Irza geçme suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.12.2005 gün ve 2005/199 Esas, 2005/125 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Katılanlar … ve …’in 25.11.2005 günlü celsede şikâyetten vazgeçmiş olmaları nedeniyle, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMK.nın 243. maddesi ve CMUK.nın 317. maddeleri uyarınca REDDİYLE, incelemenin sanık müdafiin temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Kabule göre, sanık hakkında 765 sayılı TCK.nın 418/2. maddessinin uygulanmamış olması karşısında; olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olması nedeniyle suçun mağdur üzerindeki bedensel ve ruhsal etkilerinin kaybolma ve şimdi elde edilecek bulgularla olay arasında illiyet kurmadaki meşkukiyet göz önünde bulundurularak, hüküm yalnızca sanık müdafii tarfından temyiz edilmiş bulunduğundan, mağdurun olay nedeniyle beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin rapor aldırılması gerektiği hususundaki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen, sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Kanunun 9/3 ve CMK.nın 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Irza geçme suçunu işlediği kabul edilen sanık hakkında 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi gereğince suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK maddeleri karşılaştırıldığında, sanığın eylemleri kabule göre, 765 sayılı TCK.nın 414/2, 80, 2253 sayılı Kanunun 12/2 ve 765 sayılı TCK.nın 59. maddelerine uygun olup 414/2. maddede asgari 10 yıl hapis cezası öngörüldüğü, buna karşılık 5237 sayılı TCK.nın 103/2, 43/1, 31/2 ve 62. maddelerine uygun olup 103/2. maddede ise asgari 8 yıl hapis cezası öngörüldüğü, bu haliyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 31/2. maddesinin 08.07.2005 tarihinde yayımlanan 5377 sayılı Kanunla değişik halinden önceki düzenlemeyle birlikte daha lehe olacağı gözetilmeden, 765 sayılı TCK.nın lehe kabulüyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Hüküm kurulurken, sanık hakkında 765 sayılı TCK.nın 414/2. maddesi ile belirlenen 10 yıl temel hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 80. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım sonucu 11 yıl 8 ay hapis cezası yerine, 12 yıl belirlenip sonraki 2253 sayılı Kanunun 12 ile 765 sayılı TCK.nın 59/2. maddeleri de bu ceza üzerinden tatbik edilip, sonuç olarak 4 yıl 10 ay 10 gün hapis yerine 5 yıl hapis cezası tayin edilerek sanığa verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.