Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/246 E. 2011/507 K. 06.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/246
KARAR NO : 2011/507
KARAR TARİHİ : 06.10.2011

Irza geçme ve reşit olmayan mağdureyi rızası ile kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıklar …, … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların ırza geçme eylemleri reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçu kabul edilerek mahkûmiyetlerine, diğer atılı suçtan beraatlerine dair Bartın Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.11.2008 tarih ve 2007/70 Esas, 2008/188 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri ve katılan … müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Mağdurenin babası olan …’un 19.07.2007 tarihli celsede katılan sıfatı ile davaya katılmasına karar verilmiş ise de; belirtilen tarihte mağdurenin 18 yaşını tamamlamış olması nedeni ile kanuni temsilci olma sıfatını kaybettiği, ayrıca suçtan doğrudan zarar görmediği, mağdureye karşı işlenen suçlar nedeni ile diğer sanıkların suçlarına iştirak etmekten hakkında dava açıldığı, bu nedenle davaya katılma … bulunmadığı anlaşıldığından, katılan … müdafiin’in, katılan vekili sıfatı ile yaptığı temyiz başvurusunun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanıklar müdafilerinin mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturmasonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2006 tarih ve 2849 Karar nolu raporu içeriğinde, muayenesinde “orta ve hafif derecede zeka geriliği” bulunan mağdure Nurcan Okol’a Türk Medeni Kanunun 405. maddesi uyarınca vasi tayin ettirilmesi ve 4721 sayılı TMK.nun 462/8. maddesi

uyarınca husumet izninin alınması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile katılma talebinin kabulüne karar verilmesi,
Oluşa uygun kabule göre, sanıkların eylemlerine uyan reşit olmayan mağdurenin rızası ile cinsi münasebette bulunma suçunun şikayete tabî olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, mağdurenin vasisine uzlaşma teklifinde bulunulması gerekirken, velayet … sona ermiş olan mağdurenin annesi …, babası …’un ve yasal haklarını kullanma ehliyeti olmadığı anlaşılan mağdurenin 04.11.2008 tarihli duruşmadaki beyanlarına itibar edilerek CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulmaması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, dosyaya yansıyan katılan mağdurenin bir zararının da oluşmadığı anlaşılmakla, yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle sanıklar …, … ve … hakkında, reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan kurulan hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.2011 tarihinde üyelerden … ve …’ın karşı oyuyla karar verildi.

./..

3

KARŞI OY:
Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu … gerekli değildir.(MK madde 16)
Yine MK 405. maddesinin 2. fıkrasında “Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”
CMK’nun “Mağdur İle Şikâyetçinin Hakları” başlıklı 234. maddesinin 2. fıkrasında “Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malül olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.” hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 1-b/5. maddesinde “vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme” hakkının da bulunduğu vurgulanmıştır.
Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 28.8.2006 tarihli raporunda mağdurenin orta ile hafif derece sınırında bir zeka geriliğinin bulunduğu belirtilmiş, vermiş olduğu ifadelere ancak ana hatları ile ve diğer delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği vurgulanmış, dolayısıyla meramını ifade edemeyeceği saptanmıştır.
Ceza yargılamasında, bu durumdaki mağdurların haklarının korunabilmesi için izlenecek yol CMK.nun yukarıda belirttiğimiz 234. maddesinde öngörülmüş, istem halinde ya da zorunlu olarak bir vekil görevlendirileceği emredici bir norm haline getirilmiştir. Vasi tayini, ceza yargılaması için bir zorunluluk olarak öngörülmemiş, mağdurun haklarının korunması, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malül olması halinde mahkemece bir zorunlu vekilin bulundurulmasına bağlanmıştır.
Yine Medeni Kanunun 462/8. maddesinde acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması için vesayet makamının izni gereklidir.

./..

4

Ceza yargılamasında mağdurun haklarının korunması için 234. maddenin işletilerek bir vekil atanması zorunluluğunun yerine getirilmesi gerekirken, akıl hastalığı bulunan mağdurenin durumunun bir vasi atanmasına ilişkin vesayet makamları tarafından takdiri için, Medeni Kanunun 405. maddesinin 2. fıkrasında “Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” Hükmü uyarınca vesayet makamına bildirimde bulunulmasının mahkemeye hatırlatılması yerine yargılamayı uzatacak şekilde vasi atanmasının zorunlu kılınması, ceza yargılamasında bu durumlarda mağdurun haklarının korunması için izlenecek yol belirlenmişken, bu kuralın dışına çıkılması hukuka aykırıdır.
Her ne kadar vesayet makamı tarafından görevlendirilecek vasinin mağdurun haklarını korumak için takdirini kullanarak başka birini vekil olarak seçebileceği, bunun mağdurun daha lehine olduğu düşünülebilir ise de, ceza yargılamasında Kanun koyucu tarafından böyle bir zorunluluğun tercih edilmemesi, vesayet makamının durumdan haberdar edilmesinin mağdurun haklarının korunması için alınmış yerinde bir tedbir olacağı, nitekim Medeni Kanunun 462/8. maddesinde “acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması için vesayet makamının izninin “alınmasının, ceza yargılaması ve kovuşturma süreci için öngörülemeyeceği, nitekim yargılama faaliyeti sırasındaki her işlemin vekil tarafından da yapılabileceği, 1412 sayılı CMUK mağdur için bir zorunlu vekillik kurumu öngörmediğinden, 1412 sayılı Kanunun yürürlük döneminde vasi görevlendirilmesinin, mağdurun haklarının korunması için gerekli olduğu düşünülebilir ise de, 5271 sayılı CMK.nun 234. maddesi hükmü karşısında vasi atanmasını zorunlu olmadığı kanaatiyle, bozma kararının bu bölümüne katılamıyoruz.06.10.2011