YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/3504
KARAR NO : 2012/6735
KARAR TARİHİ : 13.06.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıklar …, … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan beraatlarına dair … 2.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.02.2008 gün ve 2007/134 Esas, 2008/34 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı … Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurun zorunlu vekilinin sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen … Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur …’nın davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’in katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra katılan mağdur vekilinin temyizi üzerine gereği düşünüldü:
Aralarında husumet bulunmayan ve iftira atması için bir neden bulunmayan mağdurun, sanıkların kendisini mahallede bulunan elektrik santralinin arkasında fiili livata yoluyla ilişkiye girdiklerine ilişkin istikrarlı beyanları, babası tanık …’nın başlangıçta etkiden uzak mağdurun beyanlarını doğrulayan anlatımları, … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 06.04.2007 tarihli raporunda anüste sfinter tonusunda hafif gevşeklik tespit edilmesi ve tüm dosya içeriğine göre, sanıkların TCK.nın 103/2. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri sübuta erdiği halde yazılı biçimde beraatlarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mağdurun zorunlu vekilinin duruşmada sanıkların cezalandırılmasını istemesi, şikâyeti belirten ifade niteliğinde olup, mahkemece kendisinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak isteyip istemediği sorularak, istemesi halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerine getirilmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut olmadığı gibi çoğunluk kararında belirtilen … Ceza Genel Kurulu kararı, duruşmada katılma talebinde bulunan müşteki vekili ile ilgili bulunup, olayımızla doğrudan ilişkili değildir. Dosyamızda mağdur vekili, CMK.nın 260/1. maddesine dayanarak temyiz yoluna başvurmuştur. Yoksa bu hükmün, davaya katılma ile ilgili kurallar koyan yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bıraktığı düşünülemez. Mağdur vekilinin CMK.nın 260/1. maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün, açıkladığım nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun 237/2. maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma ve hükümlerin esastan bozulmasına dair kararlarına katılamıyorum.