YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/3611
KARAR NO : 2012/8381
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
Nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık … ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya iştirak suçundan sanıklar … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.12.2006 gün ve 2005/159 Esas, 2006/622 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Ceza miktarına nazaran sanıklar müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Onaylı nüfus kaydına göre suç tarihi itibariyle reşit ve bekar olup başkası ile nişanlı bulunan mağdurenin, sanık …’nin aksi kanıtlanmayan savunmasına göre daha önceden aralarında gönül ilişkisi bulunduğu, olay günü tanık Gülhan Kurtoğlu ile birlikte kırsal alanda çalışmakta bulunan mağdurenin yanına sanıkların bir araçla geldikleri ve mağdureyi alarak gittikleri, mağdurenin babasının kolluğa müracaatı üzerine iki gün kadar sonra jandarma tarafından yakalandıkları, yakalama sırasında hazır bulunan jandarma astsubay tanık … ve jandarma uzman çavuş … ‘un anlatımlarına göre mağdurenin ilk beyanında rızaen kaçtığını ifade ettiği, jandarmadaki 12.06.2005 tarihli ifadesinde ise kaçırmanın zorla gerçekleştiğini ancak ırza geçmenin zorla olmadığını söylediği, daha sonra mahkemeye vermiş olduğu 18.01.2006 tarihli dilekçesinde ailesinin baskısı ile zorla kaçırıldığı iddasında bulunduğunu, aslında ilk olarak jandarmaya gönüllü kaçtığını beyan ettiğini, daha sonra jandarmaya amcası İsmail’in gelip kendisine zorla olduğunu söylemesi hususunda telkinde bulunması üzerine kaçırılmasının zorla olduğunu beyan etmek zorunda kaldığını ifade etmiş ve duruşmadaki beyanında da bu dilekçe içeriğini tekrar ettiğini söylemiştir. Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri arasında eylemlerin zora dayalı olup olmadığı konusunda önemli çelişkiler mevcut olup, yukarıda adı geçen jandarma astsubayı ve jandarma eri tanıkların anlatımlarından mağdurenin ilk yakalandığında rızaen kaçtığını ifade etmiş olması, 12.06.2005 tarihli doktor
raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtilmesi, bu rapordan bir gün sonra alınan 13.06.2005 tarihli doktor raporunda bir kısım bulgulardan bahsedilmekte ise de, kırsal yaşam koşulları gereği bunların başka nedene dayalı olarak da oluşabileceği, olay sırasında mağdurenin ailesinden korkma, çekinme gibi nedenlerle etrafa zorla kaçırıldığı görüntüsü vermiş olabileceği, sanıkların eylemlerinin rızaen olduğuna ilişkin savunmaları hilafına zorla olduğuna dair mahkûmiyetlerine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş bulunması ve dosyadaki nüfus kayıt örneğine göre mağdure ile sanık …’nin olaydan sonra 19.01.2006 tarihinde resmen evlenmiş bulunmalarının da eylemlerinin rızaen gerçekleştiği kanaatini güçlendirmiş olması karşısında sanıkların tüm suçlardan beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.