Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/4413 E. 2012/9940 K. 15.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4413
KARAR NO : 2012/9940
KARAR TARİHİ : 15.10.2012

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ve atılı diğer suçtan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.05.2008 gün ve 2007/439 Esas, 2008/204 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin 10.10.2006 tarihli Savcılık ifadesinde “Sabri yalnızken benimle karı koca ilişkisine girmek istedi ve beni zorladı, hatta bana benimle birlikte olmak için tokat attı ben kendisini ittirdim, engel oldum, beni zorlamaktan vazgeçti, ancak beni dudaklarımdan öptü, ben yine … göstermemiştim” şeklindeki anlatımı gözetildiğinde eylemin anlam ve sonuçlarını algılayabildiği anlaşıldığı halde; Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 08.06.2007 tarihli raporda mağdurede orta derecede zeka geriliği olduğunun, eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edemeyeceğinin ve bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılabileceğinin belirtildiği, ancak vasi tayini için mağdure hakkındaki Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca mağdureye vasi ve müşavir tayinine gerek olmadığını belirten raporu ve … Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesinin mağdurede hafif mental retardasyon olduğuna, vasiyi gerektirecek bir durum olmadığına ilişkin raporu karşısında Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan mağdurede akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edip edemeyeceği ve bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında rapor alınması gerektiği düşünülmeden, eylemlere karşı tavırlarını belli edebilen mağdurenin eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını nasıl idrak edemediği de açıklanmadan eksik araştırmayla hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Mağdurenin 16.07.2006 tarihli kolluk ifadesinde “her ikimizin isteği üzerine karı koca olduk” 10.10.2006 tarihli Savcılık ifadesinde “benimle birlikte olmak için bana tokat attı, ben kendisini ittirdim, engel oldum, beni zorlamaktan vazgeçti, ancak beni dudaklarımdan öptü” yine 10.10.2006 tarihli Savcılık ifadesinde “benimle öpüşmeyi istedi, ben öpüştüm” şeklindeki çelişen beyanları karşısında sanık hakkında TCK.nın 103/4. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin, tekerrüre esas alınan ilam şerhleriyle birlikte temin edilmeden uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık ile müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.