Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/4579 E. 2012/10906 K. 07.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4579
KARAR NO : 2012/10906
KARAR TARİHİ : 07.11.2012

Irza geçme suçundan sanık … ‘un yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.05.2007 gün ve 2005/67 Esas, 2007/104 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığa tayin edilen ceza miktarına göre, sanık müdafiin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mağdure …, teyzesinin oğlu sanık … ile 13.10.2003 tarihinde, 14 yaş 10 ay 25 günlük iken kendi rızaları ve ailelerinde isteğiyle gayri resmi bir şekilde, düğünle evlenmişlerdir. Mağdure 4,5 aylık hamile iken aileler arasında işlenen bir suç nedeniyle mağdure ve sanık ayrılmışlardır. Doğum nedeniyle küçük yaştaki evliliğin ortaya çıkması üzerine başlatılan soruşturma üzerine alınan beyanlarda; mağdure kızlığını sanığın bozduğunu, sanık da, mağdurenin kızlığını kendisinin bozduğunu ifade etmişlerdir. Mahkeme bu beyanları esas alarak, kızlığın sanık tarafından bozulduğunun kabulü ile 765 sayılı TCK.nın 418/2. maddesindeki mayubiyeti müstelzim hal olarak ceza artırımına gitmiştir.
Ancak kızlığının bozulup bozulmadığı hususu tıbbi bilgi gerektiren teknik bir konudur. Mağdurenin kızlık muayene raporu alınmış değildir. Adli Tıp raporlarından da bilindiği üzere kimi zaman hymen fehvası genişliğinin fazla olması halinde elastiki yapı nedeniyle anatomik bakirelik diye ifade edilen ve kızlık zarının bozulmadığı vakalar da sıkça rastlanılan durumlardandır. Mağdure, sanıktan ayrıldıktan sonra doğum da yapmıştır. Kızlık raporunun mevcut olmadığı, mağdurenin yaptığı doğumun sezaryanla mı? yoksa kızlık zarı bozulmasına kesin neden olan normal yoldan mı? olduğu bilinmemektedir. Bu durum da tıbbi muayene ile tespit edilebilecek bir hususta sadece beyanlara dayanılarak sanık aleyhine uygulama yapılması isabetli değildir. Bu nedenlerle, 765 sayılı TCK.nın 418/2. maddesi uyarınca ceza artırımına giden mahkeme kararının bozulmasına ve bozma kararının hakkındaki karar temyiz edilmeyen mağdure kızın babası sanık …’ya da teşmil edilmesine karar verilmesi gerekirken, Dairemiz sayın çoğunluğunun aksi yöndeki onama görüşüne katılmıyorum.