Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/4979 E. 2012/4453 K. 17.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4979
KARAR NO : 2012/4453
KARAR TARİHİ : 17.04.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkûmiyetine, atılı diğer suçtan beraatine dair Kilis Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.11.2007 gün ve 2007/75 Esas, 2007/145 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelenmesine gelince;
Sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle CMK.nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin Soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın eylemine uyan reşit olmayan mağdure ile cinsel ilişkide bulunma suçunun 5237 sayılı TCK.nın 104/1. maddesine temas ettiği, kovuşturması şikâyete bağlı olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nın 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, katılanın 12.02.2007 tarihinde kollukta alınan beyanında uzlaşmak istediğini beyan etmesi karşısında, öncelikle CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulması ve sonuçsuz kalması halinde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.