YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/540
KARAR NO : 2011/4534
KARAR TARİHİ : 02.12.2011
Irza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; ırza geçme eylemi ırz ve namusa tasaddide bulunma suçu kabul edilerek mahkûmiyetine, zorla alıkoyma eylemi reşit olmayan mağduru rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçu kabul edilerek beraatine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2005 gün ve 2005/145 Esas, 2005/156 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle gereği düşünüldü;
Reşit olmayan mağduru rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçuna ilişkin hükmün incelenmesinde;
Mahkemenin oluşa uygun kabulüne göre; sanığın eylemi için 765 sayılı TCK.nın 430/2. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK.nın 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın mahkûmiyetine karar verilen 27.12.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Mağdurun 01.04.2004 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesinde sanığın kendisine karşı bir çok kez cinsel organını poposuna sürtmek ve dokunup okşamak şeklinde tasaddide bulunduğunu, onun cinsel organını ağzına aldığını ve rızası dahilinde ırzına geçtiğini belirtmesi, sanığın da 02.04.2004 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan beyanında ve 03.04.2004 tarihli sorgusunda bu iddiaları doğrulayarak bir çok kez mağdurun belirttiği şekilde vücuda organ sokmaksızın ilişkiye girdiğini ve 31.03.2004 tarihinde rızası dahinde bir kez mağdurun ırzına geçtiğini kabul etmesi, ayrıca mağdur hakkında Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02.04.2004 tarihli raporda fiili livata eyleminin delillerinden olarak “anal sfinkterde gevşeme” bulunduğunun belirtilmiş olması karşısında, sanığın zincirleme olarak gerçekleştirdiği eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 414/1, 80/1. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu; suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile lehe aleyhe yasa değerlendirmesi yapılarak lehe kanunun belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek 765 sayılı TCK.nın 415/1. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.