Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/5884 E. 2012/5278 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5884
KARAR NO : 2012/5278
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Bor Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.12.2007 gün ve 2007/9 Esas, 2007/494 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, görevli olduğu yurtta kalan mağdureleri gece nerede kaldıklarını göstermeleri bahanesiyle otomobiline bindirip, bir süre yanında tutma eylemlerinin dosya içeriğine göre cinsel amaçla gerçekleştiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sanık müdafiin ve katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa göre sanığın, her üç mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğinin anlaşılmış bulunması karşısında mağdure sayısınca suç oluşacağı gözetilmeksizin, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
Sanığın cezasında 109/5. madde ile yarı oranında artırım yapılırken 3 yıl yerine 2 yıl 6 ay hapis cezası tayin edilmek suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi ve söz konusu cezadan 43. madde ile 1/4 oranında artırım yapılırken hesap yanılgısı sonucu hapis cezasının 2 yıl 13 ay 15 gün yerine, 2 yıl 11 ay 15 gün olarak eksik tayini,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece 6008 sayılı Kanunun 7. maddesi gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması zorunluluğu,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılan mağdure … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, kararı temyiz etmeyen katılan mağdureler … ve …’ya yönelik eylemleri nedeniyle sanık hakkında verilen cezaya yönelik olarak ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

TCK.nın 43. maddesinin 1. fıkrasında, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır..” hükmüne yer verilmiş, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmünün uygulanacağı maddenin 2. fıkrasında vurgulanmıştır.
Kredi yurtlar kurumuna bağlı kız öğrenci yurdunda nöbetçi amir olan sanığın, 23.12.2006 günü gecesi yurda gitmeyip arkadaşlarının evinde kalan reşit mağdurelere haklarında işlem yapacağını söyleyip gece kaldıkları yeri göstermelerini istediği, anons ettirerek çağırdığı mağdureleri 24.12.2006 günü saat 17.00’den sonra aracına bindirip evi göstermek üzere yola çıktıktan sonra, “ben size inanıyorum, evi göstermenize gerek yok, eşimden izin aldım, madem gezmeyi çok seviyorsunuz, sizi gezdireyim” diyerek rızaları dışında, geri dönme iradelerini bildirmelerine ve korkmaları nedeniyle değişik arkadaşlarına çağrı bırakmak suretiyle kurtulmaya çalışmalarına ve mağdurelerin dönmek için ikna çabalarına rağmen, bira içmek istediği, kendilerini her yere götürebileceğini, evini arabasını aldığını, maaşını onlar için harcayabileceğini söyleyip istemleri dışında aynı araç içinde gezdirmek suretiyle hürriyetlerini kısıtladığı anlaşılmaktadır.Sanık eylemini, mağdureleri araç içinden indirmemek ve iradeleri dışında gezdirmek suretiyle işlemiş, devamında ise kendilerine herhangi bir cinsel harekette bulunmaksızın yurda yakın bir yerde bırakarak sonlandırmıştır.
Her üç mağdurenin özgürlüğü, aynı, tek eylem ve sadece araçtan indirmeme hareketi ile kısıtlanmıştır. Her ne kadar kişilere karşı işlenen suçlarda, mağdur sayısınca, suçun oluştuğunun kabulü gerekmekte ise de, dava konusu olayda olduğu gibi bunun istisnaları da bulunabilmektedir.
Hürriyetten yoksun bırakma suçunun mağdur sayısınca oluştuğunun kabulü, ancak her bir mağdura karşı ayrı ayrı kısıtlama nitelikli birbirinden farklı sayılabilecek hareketlerin gerçekleştirilmiş olması ile mümkündür.
Nitekim öğretide de benzer görüşler bu şekilde ifade edilmekte ve savunulmaktadır.
Bir fiille birden fazla kişiye karşı hakaret edilmesi (m. 125), bir şikâyet dilekçesi ile birden fazla kişiye karşı iftirada bulunulması (m. 267), bir fiille birden fazla kişiye karşı cinsel tacizde bulunulması (m. 105), bir fiille birden fazla kişinin tehdit edilmesi (m. 106), bir fiille birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109), bu içtima şekline ilişkin örnekler oluşturmaktadır. (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş ve Güncellenmiş 3. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2008, 517-522)
Bir minibüsün kapısını kilitlemek suretiyle içinde bulunan onaltı kişinin hürriyetini tahdit eden kişi bakımından TCK 43/2 söz konusu olur. (Prof. Dr. … Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 12. Tıpkı Basım, Adalet Yayınevi, Ankara, 2011, s. 515)
Failin tek bir fiille birden fazla kişinin hürriyetini kısıtladığı durumlarda zincirleme suç hükümleri uygulanarak, tek suçun varlığı kabul edilir ancak ceza TCK m. 43’te belirtilen oranda artırılır. (Prof. Dr…. Özer Özbek, Yrd. Doç. Dr. … Nihat Kanbur, Yrd. Doç. Dr. Koray Doğan, Yrd. Doç. Dr. Pınar Bacaksız, Arş Gör. İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Güncellenmiş ve Geliştirilmiş Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2011, s. 393)
Failin aynı suç işleme kararının icrası düşüncesiyle, tek bir fiille birden fazla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakması aynı neviden fikri içtima olarak değerlendirilir. (TCK. m. 43/2) Örneğin, bir odada bulunan beş kişinin hareket serbestisini odanın kapısını üzerlerine kilitlemek suretiyle ortadan kaldırma, (Prof. Dr. … Emin Artuk, Prof. Dr. … Gökcen, Doç. Dr. … Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 2011, s. 280)
Yukarıda açıkladığımız ve konu ile ilgili görüşleri ifade ettiğimiz şekilde, sanığın üç kız arkadaş olan mağdureleri, aracına alıp rızaları dışında gezdirme ve bir müddet sonra bırakma eyleminde TCK.nın 43/2. maddesi göndermesi ile aynı maddenin 1. fıkrasını uygulanması gerektiğini düşündüğümüzde mahkemenin kararını yerinde bulmaktayız.Ancak TCK.nın 61/4-5. maddesindeki “Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.” hükmü uyarınca mahkûmiyet kararında, 43/2. maddeye ilişkin ceza artırımının TCK.nın 110. maddesinden sonra yapılması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, hükmün bu husus yerine, sanığın, tek eylemi ile dahi olsa hürriyeti kısıtlama suçunda mağdur sayısınca suç oluşacağı yönündeki görüşle bozulmasına hükmeden sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz.