Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/5984 E. 2012/3245 K. 20.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5984
KARAR NO : 2012/3245
KARAR TARİHİ : 20.03.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar …, … ve …’nün yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan beraatlerine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2007 gün ve 2007/168 Esas, 2007/482 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdure vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin zorunlu vekilinin sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’nin davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’nın katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanıklar … ve … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında zincirleme surette çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelemesine gelince;
Mağdure …’ın Cumhuriyet Savcılığı ve mahkeme, şikâyetçi …, tanıklar …, … ve …’ın aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın mağdureye karşı zincirleme surette hürriyetten yoksun kılma ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismar suçlarını işlediği ve eylemlerinin sübuta erdiği gözetilmeden oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI DÜŞÜNCE

Mağdurenin zorunlu vekilinin duruşmada sanığın cezalandırılmasını istemesi, şikâyeti belirten ifade niteliğinde olup, mahkemece kendisinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak istemeyip istemediği sorularak, istemesi halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerinde görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut olmadığı gibi çoğunluk kararında belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı, duruşmada katılma talebinde bulunan müşteki vekili ile ilgili bulunup, olayımızla doğrudan ilişkili değildir. Dosyamızda mağdure vekili, temyiz yoluna CMK.nın 260/1. maddesine dayanarak başvurabilmiştir. Yoksa bu hükmün, davaya katılma ile ilgili kurallar koyan yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bıraktığı düşünülemez. Müşteki vekilinin CMK.nın 260/1. maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün, açıkladığım nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğundan, sayın çoğunluğun 237/2. maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma, hükmün onanması ve bozulmasına dair kararlara katılamıyorum.