Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/6015 E. 2012/11041 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6015
KARAR NO : 2012/11041
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Isparta Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 31.01.2008 gün ve 2007/43 Esas, 2011/13 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle dosya incelendi;
Suç tarihinde reşit olan mağdurenin, 10.04.2007 tarihli oturumda kamu davasına katılmak istemediğini beyan etmesi nedeniyle yargılama sırasında mağdurenin talebi üzerine görevlendirilen vekilin talebi doğrultusunda mağdurenin katılmasına karar verilmesi hükmü temyiz etme … vermeyeceğinden, mağdure vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Mağdurenin aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarına, bulduğu ilk fırsatta ablası tanık …’i cep telefonu ile arayarak sanığın eylemini anlatmasına, mağdure beyanlarını destekler mahiyetteki tanıklar … ve …’nin, mağdurenin eve geldiğinde kıyafetlerinin ve saçının dağınık vaziyette olduğu yönündeki anlatımlarına, mağdurenin olayın hemen akabinde sanıktan şikâyetçi olmasına ve dosya içeriğine göre; sanığın olay öncesinde arkadaşlıkları bulunduğu mağdureyi telefonla arayarak, askere gitmeden önce kendisiyle son kez görüşmek istediğini söyleyerek ikna etmesi üzerine olay günü buluştuğu mağdureyi, aracıyla mesirelik bir alana götürdüğü, araç dışında bir süre sohbet ettikleri ve sanığın bu arada alkol aldığı, mağdurenin üşümesi üzerine araca geçtikleri, araç içinde sanığın torpido gözünde bulunan ve soruşturma sırasında ele geçmeyen tabancayı önce kendi kafasına dayadığı sonrasında da mağdurenin kafasına dayayarak “seni öldüreyim mi” dediği, sonrasında mağdurenin oturmakta olduğu koltuğu arkaya yatırarak mağdurenin üzerindeki kıyafetleri çıkartarak mağdurenin ırzına geçtiği, aradan 10-15 dakika geçtikten sonra tekrar ırzına geçtiği, sanığın bu şekilde atılı suçun işlediği, hükme esas alınan 13.11.2006 tarihli kolluk beyanının, bizzat mağdurenin kolluğa başvurması ve dosya kapsamına göre suç tarihinden sonra sanığın ailesinin, mağdureyi ailesinden istemelerinden sonra verildiği gibi sonrasında 13.11.2006 tarihli savcılık beyanında, sanığın kendisiyle evleneceğini söylemesi üzerine ifadesini değiştirdiğini, ancak eylemin rızası dışında olduğunu ifade ettiği 13.11.2006 tarihli kolluk ifadesi dışında 12.11.2006 tarihli ilk kolluk ifadesi, 13.11.2006 tarihli savcılık, 09.02.2007 tarihli 2. savcılık ifadesi ile duruşmada aynı açıklamaları yaparak samimi olduğu anlaşılan ifadesinde “aslında ben kendisini seviyordum ancak benim zorla ırzıma geçmesini hazmedemedim her ne kadar evlendim isem de kendisi zorla ırzıma geçtiği için kızdım ancak kendisinden davacı ve şikâyetçi değilim ancak bana kayınpederim ve kayınvalidem işkence ediyorlar hatta mahkemede böyle ifade verdiğim için seni döveriz diye söylediler.” şeklindeki istikrarlı anlatımları karşısında, sanığın atılı suç nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.