Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/6272 E. 2012/2647 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6272
KARAR NO : 2012/2647
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Kırıklareli Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.02.2008 gün ve 2007/134 Esas, 2008/25 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kendisinde “şizofreni rahatsızlığı” bulunduğu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 26.01.2007 tarihli raporu ile saptanan mağdura Türk Medeni Kanunun 405. maddesi uyarınca vasi tayin ettirilmesi ve aynı Kanunun 462/8. maddesine göre vesayet makamından husumet izni alınması gerektiği düşünülmeden katılma talebinin kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.03.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
MK 405. maddesinin 1. fıkrasında akıl hastalığı ve zayıflığı gibi nedenlerle kısıtlanacak kişiler belirtilmiş olup medeni kanunun 405. maddenin 2. fıkrasında ise bu şekileki kişilerin durumunun kamu görevlileri tarafından öğrenilmesi durumunda vasi atanması için vesayet makamına bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Atanacak vasi bu kişileri hukuk alanında temsil edeceklerdir. Bu temsil korunan kişinin menfaatleri yönünde hukuk alanına olabileceği gibi mağdur
olduğu ceza yargılamasındada yapılacak işlemler için geçerlidir. Ancak ceza yargılamasında 1412 sayılı CMUK.da olmayan, akıl hastası ve 18 yaşından küçük, sağır ve dilsiz mağdurlar için zorunlu vekil atanması müessesesi, 5271 sayılı CMK.nın mağdurun hakları bölümünde 234. maddenin 2. fıkrası ile getirilmiştir. Bu düzenleme ile ceza yargılamasında akıl hastası mağdurların haklarının korunması için atanan zorunlu vekil mağdur adına menfaati koruyucu işlemleri yapabilme yetkisini kullanacaktır. Yasa koyucu, zorunlu vekil uygulaması ile Devlete pozitif bir sorumluluk yüklüyerek mağdur haklarının korunmasını amaçlamaktadır. Bu durum AİHS.nin 6. maddesindeki yargılamadaki çabukluk; usül ekonomisi ilkelerine de uygundur.
Mağdura zorunlu vekil dışında ayrıca vasi atanmasının sonucunun beklenmesi bir zorunluluk değildir. Vasi atanması gereken kişilerin vesayet makamına bildirilmesi zorunluluktur. Aksi düşüncenin kabülu halinde akıl hastası olan bir sanığın vasinin atanması işlemi yapılmadan yargılamasının yapılmaması ve tüm akıl hastası sanıklar içinde vasi atanması görüşünün kabul edilmesi gerekir. Yasa koyucu akıl hastası sanıklar için CMK.nın 150/2. de belirtilen zorunlu vekil atamasını getirmiş ve yargılamanın yürütülmesi için bunu yeterli görmüştür. Ayrıca vasi atanmasını öngörmemiştir. Bu nedenle ceza yargılamasının yürütülüp sonuçlandırılmasında, atanan zorunlu vekil tarafından mağdurun haklarının temsil edildiği ve korunduğu durumlarda zorunlu vekilin yeterli olduğunu kabul etmek, yasaya ve yasa koyucunun hükmü düzenleyiş amacına daha uygun olacaktır. Zorunlu vekil atanması ve bununla yetinilmesi, ayrıca mağdura atanacak vasinin zorunlu vekil yanında mağdurun haklarını koruyucu olarak bulunmasına ve haklarını takip etmesine bir engel değildir.
Dosyamızda suçtan zarar gören mağdur akıl hastası olup kendisine karşı suç işleyen sanığın beraatine karar verilmiş, mağdurun haklarını korumak üzere atanan zorunlu vekilde mağdurun haklarının korunması için beraat kararının bozulması amacıyla kararı temyiz etmiştir. Suçtan zarar gören mağdura zorunlu vekil atanmış ve mağdurun lehine olarakta kararın yasa yollarına taşındığı görülmektedir. Mağdurun haklarının korunduğu, lehine olarak temyiz isteminin yapıldığı bu durumda zorunlu vekil dışında ayrıca vasi atanmasının zorunlu olduğunun kabul edilerek kararın esasına girilmeksizin bozulmasına karar verilmesi mağdurun aradığı ve takip ettiği maddi gerçeğe ulaşmayı uzattığı, akıl hastası sanıklar için aranmayan vasi atanması zorunluluğunun akıl hastası mağdurlar için aranılmasının silahların eşitliği ilkesinede aykırı olduğu, ”mağdurun haklarının korunması” ilkesine aykırı bir yön bulunmayan dosyamızdaki bu durumun bozma konusu yapılması mağdurun hakkına ulaşması
yolunu uzatacağı ve mağdurun zarar gördüğü bir sonuç olacağı, keza akıl hastası mağdura zorunlu vekil getiren 5271 sayılı CMK 234/1.5 ve 2 maddelerinin düzenleniş biçim ve amacına da aykırı olduğu düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bozma kararı içeriğine katılmıyorum.