YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6405
KARAR NO : 2012/13365
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …; çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; her iki sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine atılı diğer suçtan açılan kamu davasının düşürülmesine dair Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.03.2008 gün ve 2007/263 Esas, 2008/53 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’e yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
15-18 yaş grubunda olan mağdurenin kovuşturma aşamasındaki 18.09.2007 günlü ifadesinde sanık … hakkında şikâyetçi olmadığı, diğer sanık … hakkında şikâyetçi olup davaya katılmak isteyen mağdurenin zorunlu vekilinin sanık … hakkındaki hükümleri temyize … olmadığından vâki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE ,
Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davasının düşmesine ve sanığın beraatine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
CMK.nın “Mağdur İle Şikâyetçinin Hakları” başlıklı 234. maddesinin 2. fıkrasında “ Mağdur, on sekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. ” hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 1-b/5. maddesinde “ vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ” hakkının da bulunduğu vurgulanmıştır.
Ceza yargılamasında CMK.nın 234/3 maddesindeki şartlarda istem halinde ya da zorunlu olarak bir vekil görevlendirileceği emredici bir norm haline getirilmiştir.
CMK.nın 266/3 maddesine göre sanıklara atanan zorunlu müdafiler, müvekkilleri lehine yasa yollarına başvurduklarında sanık ile iradelerinin çelişmesi halinde müdafiin iradesi geçerli sayılmaktadır. Zorunlu atanan sanık müdafileri ile ilgili hususta yasada bir düzenleme bulunmakta ise de mağdurlara atanan zorunlu vekillerle ilgili bu hususa ilişkin yasada herhangi bir düzenleme yoktur. Bu nedenle sorunun halli için kıyas kurumuna başvurmakta hiçbir mahzur bulunmamaktadır. Zira kıyas yapılacak konu maddi ceza hukukuna ait bir konu olmayıp usul hukukuna ait bir müessesedir. Usul hukukunda ise kıyas mümkündür. Bu nedenle nasıl ki sanığa zorunlu müdafii ataması gerekli olan durumlarda zorunlu müdafiin temyizi sanığa rağmen geçerli ise sanık haklarına kıyasen 18 yaşından küçük çocuk mağdurelere atanan zorunlu vekilin temyizi de küçük mağdureye rağmen geçerlidir. Esasen bu pozitif bir koruyuculuk sağlaması nedeniyle hükmün düzenleniş amacına da uygun olacaktır.
Somut olayımızda, 15 -18 yaş grubu arasında olan mağdure sanıklardan … hakkında şikayetçi olmamıştır. Sayın çoğunluk görüşü bu sanık hakkında küçük mağdurenin şikayetçi olmaması nedeniyle zorunlu vekilin temyizinin geçerli olamayacağını kabul etmektedir. Ancak mağdurelerin zorunlu vekilleri yönünden, CMK 266/3’de düzenlenen sanık haklarına kıyasen yasa yollarına başvurmayı sağlayacak şekilde ve bununla sınırlı olmak üzere davaya katılma ve çıkan kararı temyiz …, küçük mağdurenin yanında ve onlara paralel olarak mevcuttur. Bu durum onbeş onsekiz yaş arasındaki küçüğün şahsa bağlı haklarının ve şikayet hakkının elinden alınması değildir. Zorunlu vekile tanınan yetki, şikayetin sonuç doğurduğu hakları kullanmak olmayıp sadece çıkan kararları, küçükler yararına temyiz merciin yargısal denetimine taşımaktır. Sanığa tanınan bu hakkın usul hükmü olması nedeniyle kıyasen mağdurlara uygulanmasına bir engel yokken mağdurlardan sakınmanın yasal bir dayanağı da yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle zorunlu vekilin temyiz yetkisinin bulunduğu kanaatinde olduğumdan, zorunlu vekilin sanık …’e yönelik temyiz isteminin reddinde dair verilen dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.