YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/706
KARAR NO : 2011/2274
KARAR TARİHİ : 02.11.2011
Irza geçme ve reşit olmayan mağduru zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık …’ın, ırza geçme suçundan sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’un atılı suçtan, sanık …’ın beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetleri ile ırza geçme ve kaçırma suçlarından hükümlü … hakkında 5237 sayılı TCK.nun uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili olarak Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2006 gün ve 2005/393 Esas, 2006/458 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri ile hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Gerekçeli kararın mahkeme mührü ile mühürlenmemiş bulunmasının mahallinde ikmali mümkün görülmüştür.
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve sanık … hakkında ırza geçme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde,
Delillerle iddia ve savunma tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık … hakkında beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Mahkemece 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve 5271 sayılı CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca her bir suç için lehe olan hükmün o suçla ilgili önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve bu kapsamda adı geçen sanığın işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili lehe kanun tespit edilirken, her bir suç yönünden 765 sayılı TCK. ile 5237 sayılı TCK. hükümlerinin mukayeseli uygulanıp sonuç ceza miktarı itibariyle, o suçla ilgili lehe kanunun saptanması ve buna göre ırza geçme suçu için 765 sayılı TCK, diğer suçu için ise 5237 sayılı TCK hükümlerinin uygulanması gerekirken karma uygulamaya yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
Mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulu yada Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumları’ndan veya birimlerine bağlı hastanelerden rapor alındıktan sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103/6. maddesinin tatbikine gerek olup olmadığına karar verilmesi gerekirken içeriği itibariyle yetersiz olan tek adli tıp uzmanı raporuna istinaden sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesinin uygulanması,
Hükümlü … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 18.09.2007 gün ve 2007/8-125 Esas, 2007/186 sayılı Kararında açıklandığı üzere, hükümlü … hakkında kurulan kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü uyarlama yargılamasına tâbi olup bu yargılamanın, kovuşturması süren sanıklar … ile … haklarındaki kamu davası ile birlikte yürütülmesinin yasal olarak mümkün olmadığının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık … ile hükümlü … müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.11.2011 tarihinde üye …’ın karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
CMK.nun 232. “Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar” başlığını taşımakta, maddenin 4. fıkrasında; karar ve hükümlerin, bunlara katılan hakimler tarafından imzalanacağı belirtilmekte, son fıkrasında ise, “hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hakim ile zabıt katibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.” ifadelerine yer verilmiş bulunmaktadır.
Bu yasal normlar değerlendirildiğinde; gerekçenin sonradan yazılıp dosyaya konulması halinde, hükmün, gerekçe bölümünü içeren sayfalarının mahkeme başkanı ya da hakimi ile zabıt katibi tarafından imzalanması ve mühürlenmesi, 232. maddenin son fıkrasının emredici kuralıdır ve zorunluluktur. İmza olmadan nasıl bir belge, resmi nitelik kazanmamakta ise, mühür de Kanun hükmünün ve resmi belge niteliği kazanmanın zorunlu bir sonucudur. Bu zorunluluğa uyulmadan ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden elektronik olarak da imzalanmamış olması nedeniyle resmi belge niteliği kazanmadığı anlaşılan “gerekçeli karar ve nüshaları”ndaki bu eksikliğin “yerinde tamamlanabileceği” düşüncesiyle bozma nedeni yapılmaması hukuka aykırıdır.
Yagıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 20078-125, 2007/186 sayılı kararı da bu düşüncemizi destekler niteliktedir.
Belirttiğim gerekçelerle Dairemizin çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.