Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/867 E. 2011/5359 K. 21.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/867
KARAR NO : 2011/5359
KARAR TARİHİ : 21.12.2011

Evli kadını zorla kaçırıp alıkoyma ve ırza geçme suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.12.2005 gün ve 2005/198 Esas, 2005/355 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Eylemlerini bıçakla gerçekleştiren sanık hakkında, ırza geçme eylemine ilişkin olarak 5237 sayılı TCK.nun 102/3-d maddesi ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemine ilişkin olarak 109/3-a maddelerinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmuş ise de; sanığın üzerine atılı ırza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma eylemlerini düzenleyen 765 sayılı TCK.nun 416/1 ve 429/2. maddelerinin en lehe tatbikinde dahi fer’i verilen hak mahrumiyetleri de göz önünde bulundurulmak sureti ile 5237 sayılı Kanun uyarınca verilen hükümlerin sanığın lehine olması ile 5237 sayılı TCK.nun 102/5. maddesi uyarınca ırza geçme suçunun sonucunda mağdurenin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının sağlık kurulundan alınacak rapor ile tıbben tespit edilmesi konusunda mağdurenin talebi bulunmadığı gibi, dosyada bu yönde bir tespitin de mevcut olmadığı gözetilerek somut olayda araştırılmamasının lehe kanunun belirlenmesi bakımından sonuca etkili olmayacağından bu husustaki bozma isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinde (a), (b), (d), (e) bentlerinde belirtilen hak yoksunluklarının mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar kullanılamayacağının kararda açıkça gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK. nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki “5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sanığın cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına” ibaresinin “Sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi uyarınca kasten işlemiş olduğu bu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak (a), (b), (d), (e) bentlerindeki haklarından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki hak yoksunluğundan koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılmasına” şeklinde değiştirilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.