YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8826
KARAR NO : 2013/8221
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından sanık …’nin yapılan yargılaması sonunuda, kasten yaralama suçundan beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.11.2008 gün ve 2008/56 Esas, 2008/435 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre, olay tarihinde arkadaşı … ile birlikte mağdure …’ın, yanlarında … ve …’da bulunduğu halde geç saatlere kadar birlikte eğlendikten sonra, sanığın ikametine geldikleri burada sanığın, mağdure …la ilişkiye gireceğini söyleyip evin kapısını kilitlediği, cebir ve tehdit kullanarak mağdurenin ayrılmasına izin vermediği, tanıklar … ve …’nın araya girmesiyle sakinleşen sanığın uyuması üzerine, …’ın evden ayrıldığı evin kapısının kilitli olması nedeniyle evden ayrılamayan mağdure … ve arkadaşı …’in evde bulunan perdeleri birbirine bağlayarak bulundukları odanın camından inmek isterken, mağdure …’ın düşerek ayak parmaklarında kırık olacak şekilde yaralanması olayında, kendisine karşı işlenen hürriyetinden yoksun kılma suçu arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamede bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hürriyetten yoksun kılma suçu cebir ve tehditle gerçekleştirildiği halde sanık hakkında TCK.nın 109/2. maddesi yerine, 109/1 maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2013 tarihinde beraat kararının onanması yönünden oyçokluğu ile bozma kararı yönünden oybirliği ile karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Sanık, mağdureye cinsel saldırıda bulunmak için bulundukları evin kapısını kilitleyerek hürriyetinden yoksun bırakmış, cinsel ilişkiye girmesi için de tehditlerle üzerine saldırmış, mağdure karşı çıkarak, pencereyi gösterip kendini pencereden atacağını söylemiş, sanığın arkadaşının mağdureyi getireceğini söyleyerek sanığı diğer odaya almasından sonra, mağdure evdeki battaniyeleri ekleyerek kaçmak üzere 1. kattan inerken yere düşmesi neticesi ayaklarında kırıklar oluşacak şekilde yaralanmıştır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu temadi eden suç olduğu için işlenmeye devam etmektedir. Mağdurenin bulunduğu yer 1.kattır. Buradan atlayarak yoksun bırakılan hürriyetine kavuşabileceğini ve kendisine yapılacak cinsel saldırı eyleminden kaçabileceğini değerlendirmiştir. Mağdurenin içinde bulunduğu durumdan kurtulmak istemesi en doğal … olduğu gibi, içinde bulunduğu yer itibariyle de bir insanın 1. kattan atlayarak kurtulabileceğini öngörerek atlaması olağan ve beklenen bir davranıştır. Aksi kabul, kurtulma ve kendini savunma imkanının olduğu yerde mağdureye bu hakkını kullandırmama,
Sanığın saldırı eylemine katlanma ve neticesi itibariyle de yaralanması durumunda kendinin sorumlu olacağı gibi bir sonuç ortaya çıkar. Mağdurun içinde bulunduğu duruma neden olan ve tekrar cinsel saldırı gerçekleştirecek olan sanıktır. Belki mağdure 10. kat gibi bir yerden atlasa kurtulamayacağını, sanığın da oradan atlamayacağını öngörmesi beklenerek sanığı sorumlu tutmak mümkün olmazdı. Ancak dosyamızda bu şekilde öngörülemeyecek bir durum yoktur. Mağdurun içinde bulunduğu durum ve maruz kalacağı tehlike itibariyle bulunduğu 1.kattan sarkarak kurtulmaya çalışacağı düşüncesi öngörülebilecek bir durumdur. Suç temadi ederken ve tekrarı muhakkak saldırı tehlikesi de varken sanık, mağdurenin hürriyetini kısıtlamaya devam etmekle mağdurenin kurtulmak ve kaçmak için bulunacağı olası davranışların sonuçlarını ve risklerini de kabullenmiş olmaktadır. Bu durumun sonuncu da TCK 21/2’de ifadesini bulan olası kastla sorumluluktur. Sanığın sebebiyet verdiği durumdan dolayı mağdure en tabi hakkını kullanırken düşmesi neticesi yaralanması ile sanığın temadi ettirdiği eylemleri arasında illiyet bağı vardır.
Mağdurenin, sanığın sebebiyet verdiği ve vermeye devam ettiği durumdan kurtulmak gibi en doğal hakkını kullanırken ortaya çıkan neticelerin sorumluluğu mağdureye değil sanığa ait olmalıdır. Bu sorumluluğun öngörülebilirlik ve buna rağmen fiilen kabullenme, yine ayrıca netice ile eylem arasında illiyet bağı şartları mevcuttur.
Açıklanan nedenlerle sanığın, mağdurenin kurtulmak isterken maruz kaldığı yaralanma eyleminden dolayı olası kastla sorumlu tutulması gerektiği ve TCK 21/2 kapsamında TCK 109/6 yollaması ile 87. madde uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun, sanığın eylemi ile mağdurun1. kattan atlayıp yaralanması sonucu arasında illiyet bağının bulunmadığına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.