Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/8966 E. 2013/3017 K. 20.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8966
KARAR NO : 2013/3017
KARAR TARİHİ : 20.03.2013

Çocuğun nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Giresun Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.12.2008 gün ve 2008/147 Esas, 2008/287 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre 07.12.1991 doğumlu olup, 09.06.2007 şikâyet tarihinde 15 yaş, 6 ay 2 günlük bulunan mağdurenin aşamalardaki gerek suç tarihlerine ve gerekse olayların işleniş biçimine ilişkin çelişkili ve samimiyeti kuşkulu anlatımlarına itibar edilemeyeceği gibi bu anlatımları destekleyecek nitelikte kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, sanığın savunmalarına ve özellikle detaylı olarak alınan Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi huzurundaki aksi kanıtlanmayan anlatımları ile tüm dosya içeriğine göre, aralarında önceki yıllarda duygusal arkadaşlık başlayan sanık ve mağdurenin 2006 yılının Aralık ayının son haftasında sanığın evinde cinsel ilişkiye varmayacak derecede rızaen seviştikleri, bu tarih itibarıyla mağdurenin 15 yaş, 20 günlük olduğu anlaşıldığından, mağdurenin 15 yaşını bitirmesinden sonra, rızaen sanığın evinde sanıkla mağdurenin cinsel birleşme dışında sevişmelerinin suç oluşturmayacağı gözetilerek, sanığın her iki suçtan beraati gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

Mağdure, 07.12.1991 doğumlu olup 15 yaşını 07.12.2006 yılında ikmal etmektedir. Sanık ise 24 yaşında Büfecilik yapmaktadır. Mahkemenin uygulamasına göre, sanık mağdurenin de rızası ile mağdure üzerinde cinsel ilişki düzeyine varmayan cinsel tatmin amaçlı davranışlarda bulunmuştur. Yerel mahkeme suçun mağdure 15 yaşından küçük iken sanığın evinde doğum günü yapıldığını kabul ile TCK. 103/1 ve 109/1. maddeleri uyarınca ceza tayini cihetine gitmiştir. Dairemiz ise suçun mağdurenin 15 yaşını ikmal ettiği 07.12.2006 tarihinde sonra 2006 yılı aralık ayı son haftasında gerçekleştirildiğini kabul ederek, yerel mahkemenin mahkümiyet kararını bozma yönüne gitmiştir. Dairemizin suçun niteliğini etkileyen suç zamanı konusundaki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki ;
Sanık, mağdure ile cinsel ilişkiye varmayan sevişmelerinin kızın 15 yaşını doldurduğu 07.12.2006 tarihinden sonra ayın son haftası olduğunu beyan etmesine karşılık, Mağdure cinsel ilişkilerinin 2006 yılı okullar açılmadan önce Ağustos ayında olduğunu, akabindede 2006 yılı okullar açıldıktan sonra da birkaç kez devam ettiğini beyan etmiştir. Mağdurenin ailesinin konudan haberdar olmasından sonra, mağdurenin annesi ve mağdurenin akrabalarından tanık Sertaç sanık ile konuşmuşlar, sanığın mağdureyi ailesinden istemesi düşünülmüş, bunun için sanığın annesi ve yengesi mağdurenin ailesin yanına gitmişler ancak bunda mutabık kalamamamışlardır. Bundan sonra mağdure kızın bir süre Konya’daki akrabalarının yanına gönderildiği, sanığın da İstanbul iline uzaklaştırılmasının sağlanmasından sonra kızın Giresun’a geri getirildiği, sanığın da tekrar geri gelmesi ile olayın resmiyete intikal etmesine sebeb olan sanığın evindeki basit yaralama olayının meydana geldiği görülmektedir. Mağdure kızın ifadesine ilave olarak, annesi ve tanık Sertaç‘ın ifade içerikleri de incelendiğinde bu olayların ve gelişen süreçlerin 2006 yılı Ağustos ayından sonra başladığı, 2006 yılı ekim ve kasım aylarında meydana geldiği, mağdurenin bu tarihlerde 15 yaşından küçük olduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemenin, mağdurenin 15 yaşından küçük iken cinsel eylem ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarına maruz kaldığı kabulünün, dosya içeriğine uygun olduğu, bu nedenle sanığın TCK. 103/1 ve 109/1. maddelerinden cezalandırılmasının isabetli olduğundan kararın onanması gerektiği, eğer bu kanaate ulaşılamıyor ise en azından suç zamanının açıklığa kavuşturulması amacıyla sanığın annesi ve yengesinin kız isteme zamanın, mağdurenin okula gitmediği Konya’ya gitme, sanığında İstanbul’a gitme zamanlarının araştırılarak suç tarihinin 15 yaşının ikmal edildiği 07.12.2006 tarihinden önce mi yoksa sonra mı olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için eksik araştırma nedeniyle dosyanın bozulması gerektiği düşüncesi ile aksi yöndeki sayın çoğunluk görüşlerine katılmıyoruz.