YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/977
KARAR NO : 2012/576
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
Irza geçme suçundan sanık … ile bu suça iştirak etmekten sanıklar … ve …’nin yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Hatay Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2005 gün ve 2005/567 Esas, 2005/914 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … haklarında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
5252 sayılı Kanunun 9/3 ve Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmuş ise de; ırza geçme eylemine iştirak suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK.nın 103/2, 43/1, 39 ve 62/1-2. maddelerinin en lehe tatbikinde dahi 765 sayılı Kanun uyarınca verilen hükmün lehe olması nedeni ile bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükmedilen ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar verirken 1412 sayılı CMUK.nın yürürlükte olan 326/son maddesi yerine, 5271 sayılı CMK.nın henüz yürürlüğe girmeyen 307/4. maddesinin uygulanarak karar verilmesi, kanuna aykırı olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca, bu sanıklarla ilgili kurulan hükümdeki “CMK.nın 307/4. maddesi” ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine “1412 sayılı CMUK.nın 326/son maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık … hakkında verilen hükme ilişkin temyize gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Kanunun 9/3 ve 5271 sayılı CMK.nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden ve mağdurenin eylem sonucu ruh veya beden sağlığının bozulduğuna dair usulune uygun olarak alınmış bir sağlık kurulu raporu da bulunmamasına rağmen eylem sonucu mağdurenin ruh veya beden sağlığının bozulduğu varsayımıyla 5237 sayılı Kanunun uygulanması durumunda sanık hakkında 103/6. maddesinin de tatbik edileceğinden bahisle 765 sayılı TCK.nın sanığın lehine olduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Uygulamaya göre de;
Hükmedilen ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar verirken 1412 sayılı CMUK.nın yürürlükte olan 326/son maddesi yerine, 5271 sayılı CMK.nın henüz yürürlüğe girmeyen 307/4. maddesinin uygulanarak karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.