YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10456
KARAR NO : 2013/5452
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’nin bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair … 15. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.09.2011 gün ve 2011/283 Esas, 2011/390 Karar sayılı re’sen de temyize tâbi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın eyleminin TCK.nın 103/2. maddesine uymasına karşın bu maddeden önce aynı Kanunun 103/1. maddesinin uygulanması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece verilen ilk hükümde sanık hakkında TCK.nın 103/1-b, 103/2, 103/3, 43 ve 106. maddelerinin uygulanması ile sonuç olarak 16 yıl hapis cezasına hükmedildiği bu kararın temyiz incelemesinde Yargıtay 5. Ceza Dairesince hükmün TCK.nın 103. maddenin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçimde gerçekleşen eylemlerin 103/6. maddeden öncekilerin olması nedeni ile 43. maddesi uyarınca yapılacak arttırmanın 103/6. madde ile tayin edilen ceza üzerinden değil bu maddenin tatbikinden önceki fıkralara göre bulunan ceza miktarı üzerinden yapılarak elde edilen artırım tutarının cezaya eklenmesi suretiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayininden bozulmasına karar verildiği bozma üzerine yapılan yargılamada bozma ilamına uyulduğu belirtilmesine karşın yine 43. maddenin uygulanmasıyla bulunan arttırım miktarının 103/6. maddesine eklenmemesi,
Sanık hakkında TCK.nın 103/1-b, 103/2, 103/3, 43. maddelerinin uygulanması ile 15 yıl hapis cezasına hükmedilmesinin ardından aynı Kanunun 106. maddesi ile uygulama yapıldığı halde yine 15 yıl hapis cezasına hükmedilmesine karşın gerekçede sanığın 16 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtilerek çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.