YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10579
KARAR NO : 2012/9652
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve fuhuş suçlarından sanıklar …, … ve … ile fuhuş suçundan sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; … ve …’in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine, fuhuş suçundan beraatlerine, …ve …’nin atılı suçlardan beraatlerine dair Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.12.2010 gün ve 2007/254 Esas, 2010/405 Karar sayılı hükümlerin sanıklar … ve … müdafileri tarafından duruşmalı olarak ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 03.10.2012 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanıklar müdafilerine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine ibraz ettiği vekâletnameye dayanarak sanık … ve adına gelen Av. … ve sanık … adına ibraz ettiği yetki belgesine dayanarak gelen Av. …, Yenice huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanıklar hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanıklar müdafileri temyiz layihalarını açıklayarak savunmada bulunup müvekkilleri hakkındaki hükmün BOZULMASINI istediler.
Sanık …’tan soruldu. Avukatının savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözleri sorulan sanıklar müdafileri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 17.10.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Mağdure…in kovuşturma aşamasında diğer sanıkların suçuna iştiraki olmayan ve hakkında önce ayrı dava açılıp sonra birleştirilen sanık …’den şikâyetçi olduğunu belirterek bu sanık yönünden kamu davasına katıldığı, diğer sanıklardan şikâyetçi olmadığı, bu sanıklar yönünden kamu davasına katılmasına da karar verilmediği anlaşıldığından, mağdure vekilinin sanıklar …, …ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin mağdure …vekilinin sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile fuhuş suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyizi ve sanıklar … ve … müdafilerinin bu iki sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında fuhuş suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar … ve … haklarında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Mağdurenin 30.03.2007 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında vekili hazır bulunduğu halde alınan ifadesinde, sanık …’nın kendisine yönelik öpme, elleme gibi herhangi bir eylemde bulunmaksızın sadece birlikte olmayı teklif ederek sarkıntılıkta bulunduğunu ve bu sanıktan şikâyetçi olduğunu, başka herhangi bir kimsenin kendisine cinsel tacizde bulunmadığını, 25.6.2007 günü Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğünde vekilinin katılımıyla alınan beyanında, annesi olan sanık …’nin kendisini aralarında sanıklar …’in de bulunduğu bir çok kişiye defalarca pazarladığını, kendisine cinsel istismarda bulunan diğer şahısların isimlerini ve kimden hamile kaldığını bilmediğini, kendisini pazarlayan sanık … ve pazarladığı şahıslardan şikâyetçi olduğunu, 28.06.2007 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığında vekili huzurunda alınan ifadesinde, muhtar olan sanıklar …’in kendisini ablası …’ya zarar vermekle tehdit ederek cinsel ilişkiye zorladıklarını ve 2006 yılı kış aylarında Büyükçekmece gölü yakınlarına götürdüklerini, burada sanık …’nın zorla kendisine tecavüz ederek kızlığını bozduğunu, sonraki dönemlerde de bu iki sanığın yine cebir ve tehditle kendisini müsait yerlere götürerek en az beşer kez tecavüz ettiklerini, sonrasında da tanımadığı başka erkeklere pazarlamaya başladıklarını, bu olayların beş ay kadar haftada üçer kez meydana geldiğini, polisteki ifadesinde söylediği annesinin
kendisini pazarladığı şeklindeki beyanının doğru olmadığını, bunu sanıklar …’ten korktuğu için söylediğini, bu iki sanıktan birinden hamile kaldığını zannettiğini ve kendilerinden şikâyetçi olduğunu, 13.07.2007 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında vekili eşliğinde alınan beyanında, sanık …’nin kendisini pazarlamadığını, sanık …’le ise zorla veya rızası dahilinde hiçbir zaman ilişkiye girmediğini, sadece sanık …’nın Büyükçekmece Gölü yakınlarında kendisini tehdit ederek zorla tecavüz ettiğini, bu olaydan sonra da birkaç kez daha zorla tecavüz ettiğini ve başka erkeklere pazarladığını, önceki ifadeleri okunarak sorulduğunda ise, … diye birisinin de zorla ırzına geçtiğini, 2006 yılı içinde bu kişinin kendisini götürdüğü Beylikdüzü’ndeki evde arkadaşları olan beş kişinin daha zorla tecavüz ettiklerini, sanıklar … ve …’den korktuğu için o tarihlerde şikâyetçi olmadığını, şimdi yurtta kaldığı için şikâyetçi olduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 20.07.2007 tarihli dilekçesinde, sanıklar …, …ve …’yi diğer sanık …’in istemesi nedeniyle suçladığını, sanık …’nın aslında kendisine tecavüz etmediğini, sanık …’in önce içeceğine bir şey katıp kendisini uyutarak tecavüz ettiğini, daha sonra da başka şahıslara pazarladığını, bebeğinin babasının yüzdedoksanbeş … olduğunu, yine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği, kaldığı yurtta görevli psikolog … ve sosyal hizmet uzmanı …in de imzasını taşıyan 12.07.2007 tarihli dilekçesinde ise, sanık …’in kendisine yönelik herhangi bir eylemde bulunmadığını, olayın asıl faillerinin sanıklar … ve … olduğunu, birleşen dosya kapsamında talimatla Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan 18.04.2008 tarihli beyanında, ilk olarak sanık …’nın ırzına geçtiğini ve kızlığını bozduğunu, sanık …’in de ırzına geçtiğini, bu mahkemeye verdiği aynı tarihli dilekçesinde ise, sanık …’in kendisini Büyükçekmece’de bir eve götürerek tecavüz ettiğini, hâlâ yargılaması süren …’le de benzer şeyler yaşadığını, bu iki sanık arasında geçimsizlik olduğunu, sanık …’in kendisini kısa zamanda bir çok erkeğe pazarladığını, annesinin şikâyeti üzerine götürüldüğü karakolda …’in evli olduğunu öğrendiğini, bu sanığın eşinden boşanıp kendisi ile evleneceğini ama diğer üç sanıktan şikâyetçi olmasını istediğini, çocuğunun babasını bilmediğini, bunu …’in bulması gerektiğini, duruşmada 09.11.2007 tarihinde alınan ifadesinde, sanıklar …, …ve … hakkında şikâyetçi olmadığını, daha önce bu sanıklardan sanık …’in söylemesi nedeniyle şikâyetçi olduğunu, arkadaş oldukları dönemde sanık …’in evli olduğunu söylemeden kendisi ile ilişkiye girdiğini, annesi olan sanık …’nin bu durumu öğrenmesi üzerine muhtar olan sanıklar …’ten yardım istemesi nedeniyle sanık …’in diğer sanıklardan öç almak için kendisini kullandığını,
sanıklar …’in kendisiyle ilişkiye girmediklerini ve sarkıntılıkta bulunmadıklarını, sanık …’in kendisini götürdüğü farklı bir çok yerde çok sayıda kişi ile ilişkiye girdiğini ve çocuğunun babasının yüzde doksan … olduğunu ve bu sanıktan şikâyetçi olduğunu, mahkemeye gönderdiği 25.02.2008 tarihli dilekçesinde, sanıklar … ve …’nın kendisine çok kötü şeyler yaptıklarını ve kendisinden faydalandıklarını, bu sanıkların kendisini nerelere götürdüklerini ve tehditle neler yaptıklarını ispatlayacağını, ilk şikâyet dilekçesinde sanık …’den bahsetmemesinin nedeninin bu sanığın kendisiyle evleneceğini söylemesi olduğunu, 06.09.2007 tarihli dilekçesinde, sanıklar …, …ve …’nin kendisine yönelik bir eylemlerinin olmadığını, bu sanıkları sanık …’in istemesi nedeniyle suçladığını ve bu sanığın kendisine tecavüz edip, başka şahıslara pazarladığını, yine aynı mahkemeye verdiği 29.09.2010 tarihli dilekçesinde ise, olayların bu boyuta gelmesinde sorumlunun sanık … olduğunu, ifadeleri konusunda sanıklar … ve …’in kendisine sürekli baskı yaptıklarını, annesi olan sanık …’nin kendisini sanık …’de dahil olmak üzere bir çok kişiyle ilişkiye girmeye zorladığını, sanıklar …, … ve hatta kendisi hakkında şikâyetçi olmasını, kendisine bir şey olmayacağını sanık …’nin söylediğini, sanık … kendisiyle evleneceğini söylediği için ilk dilekçesinde ondan şikâyetçi olmadığını, olayların suçlusunun sanıklar … ve … olduğunu beyan etmiş bulunması; Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 29.05.2008 ve 30.10.2008 tarihli, cinsel istismar suçu sanıkları …, … veya …’in mağdurenin bebeğinin biyolojik babası olmadıklarına dair raporları, sanıkların aşamalardaki mağdure ile hiçbir şekilde cinsel ilişkiye girmedikleri ve onu fuhşa teşvik etmediklerine dair savunmaları ile sanık …’in duruşmada alınan 06.05.2008 tarihli beyanında mağdurenin daha önce annesinin birlikte yaşadığı… isimli şahsın kendisine tecavüz ettiğini anlattığı şeklindeki ifadesi, mağdurenin annesi …’ın kızının dengesiz bir kişiliği ve yalan söyleme huyu olduğu, kendisinin bir süre birlikte yaşadığı …isimli şahıstan hamile kalmış olabileceğine dair ifadeleri ve yine telefonla yaptıkları görüşmede …’ın mağdurenin kısa süre öncesine kadar kendisinin birlikte yaşadığı …ile ilişkisi olduğunu iddia ettiğine ve mağdurenin …isimli bu şahısla bir çok kez telefonda görüştüğünün tespit edildiğine dair kız yetiştirme yurdu görevlilerince düzenlenen 30.03.2007 ve 02.04.2007 tarihli tutanaklar ve sanık … ile …, isimli şahıs hakkında mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldıkları iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, mağdurenin sanıkların arkadaşları olduğunu söyleyerek şikâyetçi olmaması üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.12.2006 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş bulunması ve tüm dosya içeriği karşısında; mağdurenin tutarsız yukarıda gösterilen ve çelişkili beyanları dışında sanıkların savunmalarının aksine, atılı suçları işlediklerine dair kesin ve inandırıcı herhangi bir kanıt bulunmadığı gözetilerek, her iki sanığın beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanıklar … ve…’ın birbirlerinin eylemlerine iştirak ettiklerine dair hiçbir iddia ve delil bulunmaması karşısında, mağdurun beden ve ruh sağlığının hangi eylem nedeniyle bozulduğu hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile her iki sanığın eylemleri nedeniyle de mağdurenin beden veya ruh sağlığının bozulduğu kabul edilerek yazılı şekilde ceza tayini,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere sanıkların beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde zincirleme biçiminde gerçekleşen eylemleri nedeniyle uygulamanın TCK.nın 61/4-5. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak 103/2. maddesi uyarınca verilecek cezaya 43. maddenin uygulanması sonucu bulunacak artırımın, 103/6. maddenin tatbikiyle tayin edilecek cezaya ilave edilmesi suretiyle yapılması gerekirken TCK.nın 103/2, 43/1, 103/6 ve 62. maddeleri sırası ile ceza tayin edilerek eksik cezaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün sanık …’nın ceza miktarı yönünden kazanılmış … saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
09.10.2012 tarihinde verilen iş bu karar 17.10.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …hazır olduğu halde sanık … müdafii Av. ve sanık … müdafii Av. …’ün yüzüne karşı tefhim olundu.