Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11703 E. 2012/13374 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11703
KARAR NO : 2012/13374
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.04.2012 gün ve 2010/177 Esas, 2012/127 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 12.12.2012 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … ve adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaâ dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Sanıktan soruldu. Avukatının savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi. Suçsuzum dedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 26.12.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Sanığa yüklenen nitelikli cinsel istismar eyleminden 2 gün sonra alınan 30.07.2008 günlü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. … tarafından düzenlenen raporda mağdurenin kızlık zarının “zamanı tespit edilemeyecek kadar eski yırtık” olduğu, sonrasında Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünde görevli adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 31.07.2008 tarihli raporda hymende bir bozulmanın olmadığının bildirilmesi, çelişkinin giderilmesi için anılan Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 12.08.2008 tarihli Raporda da kızlık zarında bozulmanın gerçekleşmediğinin bildirilmesi yine 31.07.2008 günlü Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporunda mağdurede livataya ilişkin herhangi bir bulgunun tespit olunmadığının ifade edilmesi, mağdure evden kaçmış olup 2 gün sonra babasının haberi olması üzerine suçun resmî makamlara intikal ettirilmesi, mağdurenin anlatımlarında sanığın kendisini önce yıkık bir inşaata götürüp kendisinden faydalanmak istemesi karşısında önce ailenle tanışmak istiyorum demesi üzerine sanığın evine gelip evde sanığın annesinin bulunduğunu, annesi gittikten sonra önce sanığın soyunup daha sonra kendisini soyduğunu ve kapıyı kilitlediğini ifade etmesi, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 23 Ağustos 2011 günlü raporunda “mağdurede belli bir ruh sağlığı bozulması var ise de bunun cinsel ilişkiden mi yoksa bu saldırı olmaksızın başka olay veya olaylara bağlı olarak gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonucu da olabileceğinin belirtilmesi, mağdurenin sanıkla zorla vajinal ilişki yaşadığını söylemesine rağmen zor bulgusuna rastlanmaması, sanığın eylemini … ile gerçekleştiğini savunup, mağdurenin anal ilişki istemesi üzerine arkadan cinsel ilişki kurduğunu savunması ve tüm dosya içeriği gözetildiğinde, cinsel ilişkinin zorla gerçekleştiğine ilişkin, şüpheden uzak kesin ve yeterli kanıya ulaşılamadığından, cinsel ilişkinin … ile gerçekleştirildiği ve mağdurenin şikâyeti de gözetildiğinde eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 104. maddesinde düzenlenen “reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu” düşünülmeden sanığın 103/2-6 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdfiin temyiz itirazları ve duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
20.12.2012 tarihinde verilen işbu karar 26.12.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …hazır olduğu halde sanık müdafii Av. …’nın yüzüne karşı tefhim olundu.