Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11742 E. 2012/10852 K. 06.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11742
KARAR NO : 2012/10852
KARAR TARİHİ : 06.11.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.03.2012 gün ve 2009/325 Esas, 2012/45 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre, suç tarihi itibarıyla 13 yaşı içerisinde bulunan mağdur …’in, duruşmada davaya konu olaylar hakkında yeterli açıklıkta anlatımda bulunmamış olması ve duruşmada, soruşturma aşamasında alınan beyanını kendisinin verdiğini söylemiş ise de, o beyanın esaslı noktalarının aydınlatılmasının gerekmesi karşısında mağdurun tanık sıfatıyla ifadesinin etraflıca tekrar alınması; olay tutanağını tekrar ettiğini söyleyen tanık polisler …, … ve …’un olaya dair görgülerine ilişkin beyanlarının açık bir biçimde saptanması; mağdurun sanığın kendi evinde annesinin de bulunduğu sırada cinsel istismara maruz kaldığı iddiası karşısında, sanığın annesi Sati’nin tanık olarak bilgisinin alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden, eksik soruşturmayla her iki suçtan mahkûmiyete karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Mağdur hakkında Ege Üniversitesi Çocuk ve Ergen Hastalıkları Ana Bilim Dalında düzenlenen 14.02.2011 tarihli raporda, mağdurun psikiyatrik değerlendirilmesi sonucunda ruhsal açıdan aktif bir psikopatolojiye rastlanmadığı ve herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almadığının düşünüldüğü belirtilmiş olmasına karşın, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.03.2011 tarihli raporunda, mağdurda 14.07.2009 tarihinde mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği buna göre ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi karşısında, raporlar arasında oluşan çelişkinin, Adli Tıp Kurumu Kanununun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınacak raporla giderilmesinden sonra sanık hakkında TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde zincirleme biçimde gerçekleşen eylemleri nedeniyle uygulamanın TCK.nın 61/4-5. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak 103/1, 103/3. maddeleri uyarınca verilecek cezaya 43. maddenin uygulanması sonucu bulunacak artırımın, 103/6. maddenin tatbikiyle tayin edilecek cezaya ilave edilmesi suretiyle yapılması yerine, TCK.nın 103/1. maddesinden verilen cezaya 43. maddenin uygulanması sonucu bulunan artırımın eklenmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
Sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK.nın 109/1. maddesine göre verilen ceza, mağdurun çocuk olması nedeniyle artırılırken uygulanan kanun maddesinin TCK.nın 109/3-f maddesi yerine 109/2-f maddesi olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.