Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11847 E. 2012/9659 K. 09.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11847
KARAR NO : 2012/9659
KARAR TARİHİ : 09.10.2012

Sanık … hakkında ırza geçme suçundan yapılan yargılama sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.03.2009 gün ve 2001/599 Esas, 2009/129 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 26.12.2011 gün ve 2011/12330 Esas, 2011/5899 Karar sayılı ilamına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2012 gün 2009/262766 sayılı itiraznamesi ile itiraz etmesi üzerine, dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 10.07.2012 gün ve 2012/554 Esas, 2012/1163 Karar sayılı gönderme kararı ile 05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar ve aynı Kanunun 101. maddesi ile 5320 Kanuna eklenen geçici 5. madde gereğince itiraz konusunda bir karar verilmek üzere dava evrakı Daireye gönderilmekle incelendi;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden itirazın kabulü ile, Dairemizin 26.12.2011 gün ve 2011/12330 Esas, 2011/5899 sayılı Kararının 6352 sayılı Kanun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar uyarınca KALDIRILMASINA, karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Eylemin olaydan çok uzun bir süre sonra başka bir olay nedeniyle resmiyete intikal ettirilmesi, sanığın, mağdurenin kız çıkmadığına ilişkin savunması ve olayın hemen akabinde mağdurenin kızlık muayene raporunun bulunmaması karşısında, mağdurenin kızlığını sanığın bozduğuna dair soyut anlatımının, kızlığın sanık tarafından bozulduğuna ilişkin kesin kanıt niteliğinde olamayacağı, bu nedenle de şüphe lehe yorumlanarak sanık hakkında 765 sayılı TCK.nın 418. maddesinin uygulanmaması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanığın cezasının fazla tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, aleyhe bir ceza verilmesi mümkün olmadığından ve bu husus yeniden yargılamayı da gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasına ilişkin 3 numaralı bendi çıkartılarak iki numaralı bentten sonra sırayla “Sanığın eylemi aynı kasıt altında birden fazla kez tekrarlaması nedeniyle cezasının 765 sayılı TCK.nın 80. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında artırılarak sanığın 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına”, “Sanığın duruşmalardaki saygılı davranışları, cezasının geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının 765 sayılı TCK.nın 59/2. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek neticeten 4 yıl 10 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına”, “Sanık …’ın tutuklulukta geçen sürenin 765 sayılı TCK.nın 40. maddesi gereğince cezasından mahsubuna”, “Sanığın 765 sayılı TCK.nın 31. maddesi uyarınca 3 yıl kamu hizmetlerinden yasaklanmasına” ibarelerinin ilavesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.