YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12255
KARAR NO : 2012/11198
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair, Gemlik 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.04.2012 gün ve 2008/580 Esas, 2012/274 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 12.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık …, mağdure …(…) ile iki çocuklu ve resmi nikahlı evli iken mahkeme kararıyla boşanmışlardır. Sanık bu ayrılığın nedeni olarak eski eşinin diğer müşteki … ile ilişkisinden kaynaklandığını düşünmekte ve bu durumu eski eşinin ailesine ve çevreye göstermeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle olay günü önce eski eşinin babasını telefonla arayarak kızının yanında biri var oraya gel dediği, daha sonra onunla ayrılmasına neden gördüğü katılan …’yı telefonla arayarak …’yü ve çocukları öldüreceğim diyerek eski eşinin oturduğu evinin kapısına geldiği, telefon üzerine kapı önüne gelerek bekleyen katılan … ile tartışmaya başladıkları, etrafa rezil olacağız diyen mağdurenin kapıyı açarak her ikisini içeri davet ettiği, içeri girmelerinden sonra sanık …’in kapıyı kilitleyerek anahtarı cebine koyduğu, kapı arkasına dolabı yıktığı, arkasından katılan … ile kavgaya girerek onu önce tornavida ile sonra gelişen süreçte bıçak ve katılandan ele geçirdiği tabanca ile yaraladığı, bu arada mağdure …’nün çocukları ile bir odaya girerek kapısını kilitlediği, sanığın kapıya gelen polis memurlarına kapıyı açmadığı, eski eşinin babasının, emniyet müdürünün ve gazetecilerin gelmesini, eski eşinin babasının bu durumu görmesini istediği, talebi oluncaya kadar kapıyı açmayacağını söylediği, polislerin kapıyı zorlaması üzerine önce katılan …’yı öldürmekle tehdit ettiği, sonrada kendini odaya kilitleyen mağdurenin oda kapısını kırarak tabanca ve bıçak tehdidi ile giriş kapısı önüne getirip dövmeye başladığı ve her şeyi anlatmasını istediği, bu arada polisin de içeri girdiği, mağdurenin babasının geldiğinin söylenmesi ve sanığın da orada olduğunu görmesi ile eylemlerini sonlandırdığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda oluşu verilen olayda, yerel mahkeme hürriyetten yoksun kılma eylemi yönünden TCK 43/2. maddesin de düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümlerini tartışmadan gerçek içtima hükümlerini uygulayarak, sanığın TCK.nın 109/2. maddesinden iki kez cezalandırılması yönüne gitmiş, Dairemiz çoğunluğu da kapının kilitlenmesi ile başlangıçta TCK 43/2 deki şekilde tek eylemle iki kişinin hürriyetini tahdit oluştuğu ancak, daha sonra sanığın kendini iç odaya kilitleyen mağdurenin oda kapısını kırarak onu silahla dışarı çıkartıp dövmesi ve polislerin içeri girmesini engellemek için kullanmasından dolayı mağdureye ayrıca yönelme, onun üzerinde ayrı bir somutlaşma bulunduğundan, artık TCK 43/2 de belirtilen şekilde tek bir eylemden bahsedilemeyeceği düşüncesi ile yerel mahkeme kararının doğru olduğuna hükmetmiştir.
Dairemiz sayın çoğunluğu ile mutabık kalmadığımız husus olayda TCK 43/2 şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. TCK 43/2. maddesinde aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi halinde ilk fıkradaki zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Olayımızda sanığın kapıyı kilitleyerek anahtarı saklaması ile birlikte iki kişiye karşı TCK 109/1 de belirtilen hürriyetten yoksun kılma suçunun basit hali tek eylem ile oluşmuş durumdadır. Bu durum tam da TCK 43/2 de tarif edilen şekilde aynı neviden fikri içtima halidir. Sanığın eyleminin ilerleyen bölümlerinde önce katılan …’ya, sonra mağdure …’ye karşı kullandığı cebir, tehdit ve şiddet tek eylemle gerçekleşen ve temadi eden hürriyeti yoksun kılma suçunun nitelikli hallerine dönüşmesi halidir. Temadi eden suç basit halden nitelikli hale dönüşmüştür. Tek eylemle gerçekleşen ve temadinin devam ettiği aşamada hürriyeti kısıtlananlardan birine karşı darp ve tehdit ile yönelme ve somutlaşma halinde olan şey basit halin nitelikli hale dönüşmesi olup, kişinin başlangıçta oluşmuş hürriyeti kısıtlama hali sona erdirilip, serbest bırakılarak tekrar hürriyeti kısıtlanıyor değildir. Zaten daire içine kapatılarak hürriyeti kısıtlamış kişiler üzerinde nitelikli hal gerçekleşmektedir. Sonradan gelişen fiiller suçun başlangıçta tek eylem ile oluştuğu gerçeğini değiştirmeyecektir.
Esasen tek fiilden kasıt, hareketin tekliği değil suçu oluşturan hareketler bütünüdür. Tek fiille birden fazla kişinin hürriyetinin kısıtlanması halinde suçun yenice başlayıp temadi ettiği süreçte hürriyeti kısıtlanmış kişilerden birine veya birden fazlasına karşı yönelen hareketler, bir suçu oluşturan hareketler bütünüdür ve hukuki anlamda tek fiildir. Bu nedenle, maddedeki anlamda “tek fiil” unsuru bu yönüyle de mevcuttur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hürriyeti kısıtlama eyleminden dolayı sanığın TCK 43/2 hükümlerine göre bir kez artırımlı ceza ile cezalandırılması yerine iki ayrı kez cezalandırılması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.