Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/12388 E. 2012/12014 K. 27.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12388
KARAR NO : 2012/12014
KARAR TARİHİ : 27.11.2012

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.02.2009 gün ve 2007/545 Esas, 2009/74 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yargılama aşamasında sanıktan şikâyetçi olduğunu bildiren mağdureye ve zorunlu vekiline davaya katılmak istedikleri sorulmamış ve mağdurenin kamu davasına katılmasına dair bir karar verilmemiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’un davaya katılmasına ve zorunlu vekil …’un vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Nüfus kaydına göre suç tarihinde 15 yıl 2 aylık olan mağdurenin aşamalardaki anlatımları, bu anlatımları doğrular nitelikte … Kadın Doğum Hastanesinin 02.08.2005 tarihli raporu ile … Tıp Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı tarafından düzenlenen 28.12.2006 tarihli bilirkişi inceleme tutanağı, sanığın aşamalardaki olay gecesi otel odasında mağdure ile birlikte kaldıklarına dair tevilli ikrarı, tanık Zeliha İçinak’ın beyanları ve tüm dosya içeriğinden, sanığın mağdureyi rızasıyla bir otel odasına götürerek livata suretiyle cinsel ilişkide bulundukları, mağdurenin zor iddialarının olayın ortaya çıkmasından sonra kendisini savunma içgüdüsüne dayalı olabileceği ve diğer delillerin bu iddiayı doğrulamadığı, buna göre sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediği gözetilerek, TCK.nın 104/1. maddesine göre cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mağdurenin istinabe suretiyle dinlenildiği duruşmada sanıktan şikâyetçi olduğunu söylemesi, şikâyeti belirten ifade niteliğinde olup mahkemece kendisinden veya zorunlu vekilinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak isteyip istemediği sorularak, istemeleri halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerine getirilmediğinden hükmün bu nedenlerle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut olmadığı gibi çoğunluk kararında belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, duruşmada katılma talebinde bulunan müşteki vekili ile ilgili bulunup, olayımızla doğrudan ilişkili değildir. Dosyamızda mağdure vekili, CMK.nın 260/1. maddesine dayanarak temyiz yoluna başvurmuştur. Yoksa bu hükmün davaya katılma ile ilgili kurallar koyan yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bıraktığı düşünülemez. Mağdur vekilinin CMK.nın 260/1. maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün, açıkladığımız nedenlerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun 237/2. Maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma ve hükmün bozulması kararına katılamıyoruz.