YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12841
KARAR NO : 2012/11912
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Ünye Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2012 gün ve 2011/34 Esas 2012/143 Karar sayılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan re’sen de temyize tabi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş ve sanık müdafiince incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye 14.11.2012 Çarşamba günü saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaâ dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 28.11.2012 Çarşamba günü saat 13.30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Mağdurenin istikrarlı anlatımlarından, olay günü tanıştığı sanığın kendisini saat 19.00 sıralarında telefonla arayarak görüşmek için çağırdığı ve gelinlik satan işyerine götürerek ve gelinlikleri göstererek mağdureyle evlenmek istediğini beyan ettiği, bunu kabul etmeyen mağdurenin buradan ayrılıp arkadaşının evine gittiği, saat 22.00 sıralarında sanığın tekrar telefonla arayıp bir şey söyleyeceğini beyan etmesi üzerine mağdurenin cami yanına geldiği, burada mağdureye nişanlanmak ve kendisiyle ilişkiye girmek istediğini ifade eden alkollü sanığın teklifini kabul etmeyen ve buradan ayrılmak isteyen mağdurenin kolundan tutarak ve bağırarak ayrılmasına engel olduğu, bu aşamadan sonra kendisinde bulunan akıl zayıflığının da etkisiyle alkollü olan sanıktan korkan mağdurenin sanıkla arabaya binerek gece vakti keşfen de tespit edilen ve fotoğrafları dosyaya konulan ıssız bir yerde bulunan tuvalet kulübesine gittiği, sanığın burada rızası hilafına tehditle mağdureye nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, kızlığı bozulan ve ağlayan mağdureyi “ağlamayacaksın” diye bağırarak korkutan sanığın buradan mağdureyi ıssız fındık bahçesine götürerek yine rızası hilafına nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, olay yerinden ayrıldıktan sonra sanığın arkadaşı olan ve sanıkla aralarında husumet bulunmayan …’ı gördüklerinde mağdurenin bu kişiye “amca beni kurtar” şeklinde beyanda bulunduğu, tanık …’nın evine gelen mağdurenin perişan ve üstü başı çamur halde olduğunun tanık beyanlarınca sabit olduğu olayda her ne kadar son alınan Adli Tıp Genel Kurulu raporunda mağdurenin fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğu bildirilmiş ise de, IQ seviyesi 60 olan, kendisinde hafif derecede sınırda zeka geriliği bulunan mağdurenin bu şekilde gelişen olayda kendi içinde tutarlı olmayan ve hayatın tâbi akışına uymayan sanık savunmaları karşısında rızasından söz edilemeyeceği, gece vakti gerçekleşen her iki eylemin hile ve tehdit altında gerçekleştiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, eylemlerin rızayla gerçekleştiğinden bahisle TCK.nın 104. maddesine temas ettiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi yönünden ise beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Her ne kadar mahkeme gerekçesi dosyada mevcut Adli Tıp Genel Kurulunca verilen rapor içeriğine uygun değilse de sonuç itibarıyla uygulama doğru olduğundan, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının ve sanık müdafiin duruşmalı inceleme esnasındaki savunmalarının reddiyle re’sen de temyize tâbi olan mağdurun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün farklı gerekçeyle ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, hile ve tehdit kullanmak suretiyle mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği halde sanık hakkında TCK.nın 109/2, 3-f, 5. maddeleriyle hüküm kurulması gerekirken TCK.nın 109/1, 3-f, 5. maddeleri ile hüküm kurularak eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
26.11.2012 tarihinde verilen işbu karar 28.11.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.