Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/1849 E. 2012/5725 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1849
KARAR NO : 2012/5725
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlardan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlarından mahkumiyetine dair Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.07.2011 gün ve 2009/97 Esas, 2011/117 Karar sayılı hükümlerin sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 16.05.2012 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlanıldı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 30.05.2012 Çarşamba saat 13.30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin 30.04.2009 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanında sanığın kendisini toplam beş kez tuvalete götürerek, elbiselerini çıkardıktan sonra cinsel organını ağzına verdiğini belirtmesine karşın, duruşmada 24.06.2009 tarihinde alınan beyanında olayın bir kere gerçekleştiğini, sanığın kendisine karşı başka eylemde bulunmadığını söylemesi karşısında, öncelikle mağdureden sanığın kendisine yönelik eylemini kaç kez gerçekleştirdiği sorularak beyanları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, eylemin birden fazla gerçekleştiğinin iddia edilmesi halinde her bir eylemin ne zaman, nerede ve ne şekilde gerçekleştiği ayrıntılı olarak sorulup belirlendikten sonra sonucuna göre diğer delillerle birlikte sanık hakkında TCK.nın 43/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile anılan maddenin uygulanması,
Sanığın babası olan katılan … ile birlikte çalışmakta olduğu eczanenin önüne gelen mağdurenin saçını okşayarak sevdiği, eve gidecekleri sırada katılana mağdureyi kendisinin eve bırakacağını söylediği ve sanığı önceden tanıması nedeniyle güven duyan katılanın mağdureyi onun yanında bırakıp eve gittiği, bu şekilde koruma ve gözetim yükümlülüğü altına aldığı mağdureyi yakındaki bir caminin tuvaletine götürerek cinsel istismarda bulunduğu anlaşılan sanık hakkında TCK.nın 103/3. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek eksik cezaya hükmolunması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde zincirleme biçiminde gerçekleşen eylemleri nedeniyle uygulamanın TCK.nın 61/4-5. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak, 103/2. maddesi uyarınca verilecek cezaya 43. maddenin uygulanması sonucu bulunacak artırımın, 103/6. maddenin tatbikiyle tayin edilecek cezaya ilave edilmesi suretiyle yapılması gerekirken TCK.nın 103/2, 43/1, 103/6 ve 62. maddeleri sırası ile ceza tayin edilerek noksan cezaya hükmedilmesi,Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.22.05.2012 tarihinde verilen iş bu karar 30.05.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhimolundu.