Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/2097 E. 2012/4911 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2097
KARAR NO : 2012/4911
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

Beden veya ruh sağlığı bozulacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’nun bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.08.2011 gün ve 2011/97 Esas, 2011/260 Karar sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan re’sen de temyize tâbi olan hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle 18.04.2012 Çarşamba günü saat 13:30 ‘a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebliğat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Sanık müdafii 5 sayfalık yazılı savunma dilekçesi ve 7 sayfalık rapor, nüfus kaydı fotokopilerini ibraz etti. Alındı dosyasına konuldu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 02.05.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme esnasındaki sözlü savunmalarının reddiyle kısmen re’sen de temyize tâbi hükümlerin ONANMASINA, 30.04.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
30.04.2012 tarihinde verilen iş bu karar 02.05.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.

KARŞI OY:

Nüfus kaydında 10.01.1996 doğumlu olan mağdurenin, mernis doğum tutanağına göre 30.01.1997 tarihinde, beyanla nüfusa tescil edildiği, duruşmada hastane doğumlu olduğunun ileri sürülmesi üzerine, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğinin 20.06.2008 günlü yazısında 29.04.1994 tarihinde … isimli bir hastanın canlı kız çocuğu dünyaya getirdiğinin defter kaydından teyit edildiğinin bildirildiği, mahkemece mağdurenin kemik grafileri de çekilmek suretiyle Manisa Devlet Hastanesi Sağlık Kurulundan suç tarihinden kısa bir süre sonra alınan 27.05.2008 tarihli raporda 15 yaşını bitirmiş, 16 yaşını sürmekte olduğunun belirtildiği; Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine mağdurenin babası tarafından açılan yaş tashihi davasında yine Manisa Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 07.12.2010 günlü raporunda mağdurenin 19 yaş grubu içinde bulunduğunun ifade edildiği ve anılan mahkemece mağdurenin yaşının 10.01.1992 doğumlu olarak tashihine karar verilip bu kararın kesinleştiği, son olarak mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 22.07.2011 tarihli raporunda ayrıntılı olarak değerlendirme yapılarak mağdurenin suç tarihinde 16 yaş içinde bulunduğunun belirtilmiş bulunması ve tüm dosya içeriği karşısında; mağdurenin yaşı konusundaki bilimsel tespitler ve gerçekler göz önüne alındığında, hastanede doğduğuna dair hastane kaydının, nüfus siciline beyan üzerine ve hastane doğumundan yaklaşık 2 yıl 9 ay sonra tescil edilen mağdureye aidiyeti konusunda ciddi bir şüphe bulunduğu nazara alınıp mağdurenin suç tarihinde 15 yaşını bitirip 16 yaşı içinde olduğunun kabulü gerektiği gözetilmeyerek, cezanın TCK.nın 103. maddesinin 4. fıkrası ile arttırılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini sebebiyle hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.