YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2746
KARAR NO : 2012/4861
KARAR TARİHİ : 27.04.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı (2 kez), kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.01.2011 gün ve 2008/313 Esas, 2011/10 Karar sayılı cinsel istismar suçları yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık müdafiin süresi içinde yapılmayan duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyizine gelince;
Mağdurelerin annesi olan müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 20.06.2008 tarihli ifadesinde, 2006 yılı Ekim ayı içerisinde mutfakta bulaşık yıkarken salona girdiğinde mağdure …’nın, eşi olan sanığın kucağında olduğunu ve sanığın elini …’nın külodunun içerisine sokarak cinsel organını okşadığını gördüğünü, sanığın, kendisinin salona girdiğini görür görmez hemen toparlanarak çocuğu kucağından indirdiğini, gördüklerinden emin olamadığı için tekrar mutfağa, ev işleri yapmaya gittiğini, bir süre sonra salona tekrar döndüğünde sanığın kucağında bu kez de diğer mağdure …’yu gördüğünü, aynı şekilde külotunun içine elini sokmuş, mağdurenin cinsel organını ellediğini, kendisini görünce sanığın mağdureyi kucağından indirdiğini, bu olaydan sonra mağdurelere sorduğunda, mağdure …’nın üvey babası olan sanığın elini külotunun içerisine sokarak, cinsel organlarını ellediğini söylediğini, diğer mağdurenin de aynı şekilde olayı anlattığını, 07.06.2008 tarihinde ise parka gittiğinde mağdure …’nın parkın aşağısındaki tenha bir yerde sanığın kucağına oturduğunu, sanığın mağdure …’nın dudağından öptüğünü ve şortunun içerisine elini sokarak cinsel organını okşadığını gördüğünü beyan etmiş, duruşmadaki 21.08.2008 tarihinde alınan ifadesinde ise 2006 yılının Ekim ayında evde bulunduğu esnada eşi olan sanıkla eski eşi yüzünden tartıştıklarını, kendisinin mutfakta mağdurelerin üvey babaları sanıkla odada olduklarını, odaya girdiğinde …’nın sanığın kucağında olduğunu, kendisini görünce çocuğu kucağından ittirip üstünü toparlar şekilde indirdiğini, tekrar mutfağa gidip, tekrar içeriye girdiğinde bu defa mağdure …’yu kucağında gördüğünü, onu eliyle tutmuş, kucaklamış vaziyette olduğunu, bacak bölgesinden tuttuğunu, emin olamadığı için şikâyetçi olmadığını, mağdurelere sorduğunda o gün için kendisine bir şey söylemediklerini, birkaç gün sonra … ve …’dan sorduğunda, …’dan sanığın kendisini kucağına aldığını, dudağından öptüğünü ve cinsel organını ellediğini başka bir şey yapmadığını öğrendiğini, mağdure …’nun kendisine bir şey söylemediğini, daha o zaman çok küçük olduğundan anlatamadığını, 08.06.2008 günü ise parkta …’nın sanığın kucağında oturmuş, sanığın onun cinsel organına el atmış vaziyette gördüğünü, mağdure …’yı kenara çekip olanları sorduğunda sanığın kendisini kucağına aldığını, şortun içinden elini içeriye soktuğunu bu şekilde tacizde bulunduğunu anlattığını söylemiş, mahkemece çelişki nedeniyle sorulduğunda sanığın her iki olayda da mağdurların cinsel organlarına elini sokarak ellediğini, ifadesini düzelttiğini beyan etmiş, mağdure …’nın soruşturma aşmasında alınan beyanında sanık ile parkta bulundukları sırada sanığın çamaşırı içerisine elini sokmadığını, kovuşturma aşamasında duruşmada alınan ifadesinde ise soruşturma aşamasındaki ifadesinin doğru olmadığını, parkta kendisine dokunmadığını, evde göğsünü sıkıp mıncıkladığını belirtmiş, duruşmada mağdure …’nın ifadesi alınırken hazır bulunan psikolog, mağdure …’nın kendisine cinsel istismar olmadığını söylediğini beyan etmiş, mağdure … soruşturma aşamasında sanığın kendisinin cinsel organına dokunmadığını belirtmiş, hazır bulunan psikolojik danışman, mağdure …’ya cinsel istismarın söz konusu olmadığını düşünüldüğü ve psikolojik destek almasına gerek olmadığını ifade etmiş, adı geçen mağdurenin duruşmada defeatle sorulmasına rağmen ifade vermediği anlaşılmış, sanık aşamalarda üzerine atılı çocukların cinsel istismarı suçlarını işlemediğini savunmuş bulunması ve tüm dosya içeriği karşısında; sanıkla eşi olan müşteki arasında bir takım geçimsizliklerin bulunduğu, bu nedenle aralarında zaman zaman tartışmaların yaşandığı, Ekim 2006 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen ilk olaydan iki yıl sonra, vuku bulduğu öne sürülen ikinci olay sebebiyle ilk olaydan da bahsedildiği, bazı ifadelerinde müşteki ilk suç tarihindeki olaylarla ilgili emin olmadığından söz ettiği, her iki olayla ilgili olarak mağdurelerin beyanlarının hem kendi içlerinde hem de annesi müştekinin bir kısım beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğu ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen anlatımların yer aldığı gözetilerek tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kendisine atılı üvey kızları olan her iki mağdureye karşı cinsel istismar suçlarını işlediğine dair inkara yönelik savunmasının aksine ve şüpheden öte kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı nazara alınarak beraatine kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan re’sen de temyize tâbi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine ve tutukluluk süresine göre, sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı taktirde en seri vasıtayla derhal tahliyesinin sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 27.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.